4 Aralık 2009 Cuma

VHS-BETA MANGASI

Hey gidi günler hey. Komşunun evine gitmiştik hatırlarım. "Babam yeni aldı öğlüüüm bunu Toshiba...Susam Sokağı başlıyo ya...hani Susam Sokağı başlıyo ya....kuruyosun saatini...o başladığında otomatik kaydediyo Susam Sokağı'nı..." diye ağzından sular akarak anlatmıştı Burak. Makineye baktım, babama baktım. Yok çıkmaz bir ikinci Toshiba belli. "Burak arkadaş ortamının ...ına koymuştur bugünden sonra" diye düşündüm. Koydu da netekim. Videonun üstündeki Pal-Secam yazısını okurken aylar aylarıııı yıllar yıllarııı kovaladı bugüne gelindi. Ama asla o VHS ve Beta-Max ikileminin yarattığı ikilemden vazgeçilmedi. Yanlış hatırlamıyorsam Beta daha küçük VHS daha büyük boyda video kasetlerdi. Her mahallede 2-3 tane videocunun bulunduğu Kemal Sunal filmlerinin elden ele dolaştığı, videoculardaki dövüş filmi reyonlarının giderek büyüdüğü zamanlar. Rewind, FFwd gibi kelimeleri çarpım tablosundan önce ezberlediğimiz yılların favori 10 video filmini atayım dedim aşağıya.

1-Bloodsport: Kan sporu girmeyen eve Van Damme girer denirdi o zamanlar. Mahalleye geldiğinde infial yaratan, her çocuğun 862 defa izlediği, Belçikalı abimizin Hint, Çinli, Arap, Koreli demeden dövdüğü, finalde de memelerini oynatabilen adam Chong Li'yi dövüp müthiş aksanıyla "seeeyeeeet seyeeeet" diye bağırdığı ve bizim "hangi Seyit'i çağırıyo lan bu?" diye birbirimize baktığımız, yıllar sonra meğerse "Say It" diye bağırdığını öğrendiğimiz efsane. Listenin sonunda döneceğiz yine.

2-Coctail: Tom Cruise'un burun estetiği olmadan önceki son filmi. Elizabeth Shue'nun bu filmde göğüsleri açılır ama biz göremeyiz, bize arkası dönüktür ama Tom eşeği görür. Aile ve komşular ile izlenen bir film olması dolayısıyla bu sahnede salonda bir sessizlik olur. Sessizlik ev sahibinin, "Zekeriya bey çay koyayım" lafıyla bozulur. ,

3-Road House: Videoculara Bar Fedaisi adıyla gelmiş bu film, nice 80 kuşağı kızı 5-6 yaşlarındayken Patrick Swayze'ye aşık etmiştir. Hatta iddia ediyorum video kaset döneminin en büyük vurguncusu Van Damme'la beraber bu adamdır. Tipik "uzaklardan gelen yabancı kasabaya adalet getirir akımının temsilcisi"

























4-Vurmayın: Türk sinemasının devrim yaratan filmlerindendir bu film. Zira benim hayatımda gördüğüm sonunun başta gösterildiği ilk Türk filmidir. Christopher Nolan'ın Memento'yu çekerken Küçük Emrah'ın filminden etkilendiği yönünde dedikodular mevcuttur. Emrah araba camlarına saldırır vurur da vurur, ama film boyunca da ona, ablasına ve anasına vurmuşlardır. (Vurmak burada her anlamında kullanılmıştır)...

5-Dirty Dancing: Aha da bir Patrick Swayze filmi daha. Bu filmi eğer, sınıfta "Fırat Semiha'yı seviyooooo" tarzı dedikoduların çıktığı bir kızla izlerseniz, dedikoduların ayyuka çıkmasına engel olamazsınız. Bu film daha sonra Lambada ile birleşip Yaşar Alptekin ile Yasemin Evcim'in oynadığı Yasak Dans: Lambada filmine ilham kaynağı olmuştur. Ey gidi Patrick'le Yaşar, ikisi de Allah katına çıktı. Ama biri daha ölmeden çıktı, helal olsun.

6-First Blood: Van Damme türü yakın dövüşü sevmeyen çocuklar için John Rambo bir ilah sayılırdı. Küçükken izleyince Rambo'nun komutanı Trautman'a Susam Sokağı'ndaki Tahsin Amca kadar saygı duyuyorsunuz ister istemez. Neyse 1982 yapımı film Sylvester'ı 80 kuşağına tanıtan ilk filmdir, saygı duyulasıdır.



















7-Leyla ile Mecnun: Evde oturuyorum bir gün, kapı çaldı, komşu, "anneni çağır?" diyor. Annem gitti kapıya, diyalog şu: "Mendilleri alıp gel Leyla ile Mecnun'u izliycez". Ya dostlar Orhan Gencebay böyle bir üstaddı. Boşuna Orhan Baba demiyoruz. İnsanlar dökecekleri gözyaşı için mendil stoğu yapıp öyle otururlardı filmin başına. Hüseyin Peyda ne kötüydü lan o filmde.

8-Meng long guo jiang: Çincesini yazdım, aslında Return Of The Dragon yani Bruce Lee'nin Türkiye'de Benden Büyük Yok adıyla gösterilen Chuck Norris'le Bruce Lee'nin finalde müthiş bir düello sergilediği 1972 yapımı film. Bu filmden sonra okul bahçelerinden sık sık "hiyaaaa, hudooaaa" tarzı acaip sesler ve Bruce Lee'nin baş parmağıyla burnuna dokunma hareketini yapan manyaklar türemiştir.
























9-The Evil Dead & The Evil Dead II: Video kaset furyasının yaradığı bir başka film türü korku filmleridir. Kaliteli kalitesiz tüm filmlerin Türkiye'de peynir ekmek gibi satıldığı dönemin en fazla talep bulan filmleri 1981 yapımı film ve 1987 yapımı devamıdır. Nice Türk çocuğunun gece ışık açıkken uyumasına, dolabın içini 88 defa kontrol etmesine, en ufak bir gürültüde yatağın altına kaçmaya çalışıp bazalı olduğunu görünce kadere lanet etmesine sebep olmuştur.

10-Ortadirek Şaban: Türk sinemasının ilk ve yanlış bilmiyorsam halen tek olimpik filmidir. Yalçın Tülpar ismindeki Chuck Norris'in Türk versiyonu olarak nitelendirebileceğimiz aktörün canlandırdığı Erkan karakteri basketbol, atletizm, karate olmak üzere her sporu yapar, başarıdan başarıya koşar. Bu filmin o yıllarda videodan izlerken yakalayamadığımız müthiş ayrıntıları vardır. Aynen Hababam Snıf'ndaki gibi hem yavaş hem de hızlı tempoda çalınabilen müthiş tema müziği, Lionel Richie'nin All Night Long'u ve filmin başında Kemal Sunal'ın sporcuların kellesini kesip kendi kellesini yerleştirdiği resimlerdeki tipi....Müthiş filmdir...4 kişi geldiler....eeaaayt yyyeeayt....

Kapanışı 1 numaradaki Kan Sporu'nun şarkısı Stan Bush-Fight To Survive ile yapalım. Kıyağım olsun.



My body's ready
My heart's on fire
I'm gonna push it over the wire
Perfect timing
Tight as a drum
The final battle's already won

I'm taking hold of every moment
Given strength by the breath of life
I'm gonna stake my claim
I fight to survive!

Kumite, kumite
Kumite, kumite
Kumite, kumite
Kumite, kumite

I've worked hard every night and day
So I'm prepared to make my way
Mind and body are the perfect team
Now's my chance to live my dream
I'm taking hold of every moment
Given strength by the breath of life
I'm gonna stake my claim
I fight to survive!

Kumite, kumite
Kumite, kumite
Kumite, kumite
Kumite, kumite
Kumite, kumite
Kumite, kumite
Kumite, kumite
Kumite, kumite
Kumite, kumite
Kumite, kumite
Kumite, kumite
Kumite, kumite
Kumite, kumite

5 yorum:

Rosso Relativo dedi ki...

Mükemmel bi yazı, ellerine sağlık. Bende oraya bikaç film eklemek istiyorum,olmazsa olmazlardan; Rain Man, Gremlins 1-2, Stargate, tvden kayıt yapılan televoleler,klipler, Zeki-Metin...

roland deschain of gilead dedi ki...

kumite ?
hahahahaha

Güney dedi ki...

vhs - beta ayrımı doğrudur. evde halen bir vestal vhs video oynatıcı duruyor yalnız çalışmıyor, hurdaya vereceğim ama izlediğim filmler gözümün önüne geliyor.

ben bu dönemin ortasına, hata sonuna yetiştim, back to the future serisini sırf vhs ile izlemiştim. keza e.t.'yi de öyle.

madamerica dedi ki...

bloodsport 1 robocop 2 ydi benim icin.

marlonbarando dedi ki...

Benim de iki üç defa kiraladaığım "Ben Öldükçe Yaşarım" adlı bir Hong Kong filmi vardı. Aslında 1965 tarihli aynı ada sahip bir Yılmaz Güney filmi vardı. O yıllarda Bruce Lee benzerlerine filmler çektirilip piyasaya "burujli filmi" diye sürülen yüzlerce filmden biriydi. Bu filmler Ankara Gençlik parkındaki kafelerde gösterilir, beleşçiler kenardan izlerdi. Garson arada bir gelip bu beleşçileri kovardı..