14 Ekim 2013 Pazartesi

VELİEFENDİ'NİN EFSANELERİ 8/10: TUTULAMAYAN BİR AT, BÖRÜHAN




















“Pisti belli atları severim.
Mesafesi belli atları da severim.
Pisti ve mesafesi belli atları,
Daha çok severim.”

Börühan böyle atlardan değildi.

18 birincilik,
14 ikincilik,
14 üçüncülük,
10 dördüncülük ve 38 tabela dışı ile bitirdiği 94′lük yarış hayatında kazandığı koşular çimli kumlu, 900, 1300, 1400, 1500, 1600, 1700, 1900, 2000, 2200 ve 2800 metredeydi.

Börühan bizi çok devirdi. Altılıyı kurarken “Artık gelmez herhalde, daha neler” dediğimiz her yarışı kazandı. Takvimlerin 2000 yılından önceki son senesi, Börühan’ın ganyan bayii üzerine kara bir bulut gibi çöktüğü yıl oldu. Yırtılan kuponların hazin sesleri, asla yeşermeyen “protesto olur abi” ümitleri hâlâ kulağımızda. Börühan geliyor, geliyor, geliyordu. Durduramıyorduk.

1996 – 1998

1993′de doğan Börühan, 1996′da Gülerce ekürisinde koşmaya başladı. Caş gibi bir şampiyonla, Sıh Taha gibi sıra dışı bir kaliteyle (kendisi üzerindeki jokeyin çalışmasını sevmezdi. Koşmayı senden öğrenecek değilim, tavırlarına sahipti), Rükentay gibi ileriki yılların korkulu bir rüyasıyla ve Rişvanbey, Melihhan, Yücehan gibi ne zaman vuracağı belli olmazlarla yaşıttı.

Pistlerdeki ilk üç yılını 43 koşuda “7-7-5-5-19″ totosuyla Gülerce elinde geçiren Börühan taylığında, şuradaki yazıda anlattığımız efsaneler efsanesi Mirhat’ın tek tabela dışı yarışında yer alıp, onu geçmişti. 1999 efsanesi kendini bugünlerden ele veriyordu ama hiçbirimizde bunu görebilecek feraset yoktu. Simitçi altılılarına tamah edecek yaştaydık.

İkinci senesinde, ağırlıkla Halis Karataş ile birlikte koşmasına rağmen, pistte pek de umduğunu bulamadı Börühan. İzmir’de, o dönem elini attığı ata yarış kazandıran Engin Yalçın ve İstanbul’da “O kadar da olsun artık” dedirten Halis Karataş ile iki tane birincilik aldı. Yine de koştuğu yarışların yarısından fazlasında tabeladan aşağı düşmemiş, hatta sezonun sondan bir önceki koşusunda adeta “Allah mısınız ulan?” diye isyan ederek Haberbatur’un az farkla arkasında üçüncü olup, Yavuzhan’ı geçmişti. Börühan resmen tebligat gönderiyordu bültenlerin efendilerine; “Oğlum bak uyandırıyorum sizi. Çok canınızı yakacağım ben. Akıllı olun lan” diyordu.

Kupon doldururken atın geçmişini hesaba katmadan edemeyen adamların “Lan mal mısınız? At Yavuzhan’ı geçti diyorum size, hala yazmıyorsunuz a.q.” nidaları eşliğinde geçen 1998 yılı Börühan için Adana’da başlayıp Bursa’da bitti. Halis Karataş sadece bir kez sürdü onu. Arslan Birdal’ın ve Yemen Tunç’un idaresinde 15 kez koşup, Bursa’nın 1600 metre çim pistinde 1 tane yarış kazandı. Son dört yarışında tabelaya dahi giremezken, 2 sene boyunca artarak giden handikap puanı, ilk kez düşüyordu. Kaya ekürisinin elinde toplam 51 yarış koşup “11-7-9-5-19″ totosunu sallayacağı yıla girmeden evvel Börühan’ın birincilikleri için artık yalnızca şu söylenebilirdi : History became legend, legend became myth.

1999 : Some Things That Should not Have Been Forgotten… Were Lost

1999 yılında bizim “yarışlardan önce BBC’de yemek tarifi seyredilen” nevi şahsına münhasır ganyan bayiini en çok çalkalayan iki şeyden bir tanesi, Martina Hingis’in “zayıf, dişi, tenisçi ve başarısız bir Eric Cartman” taklidine dönüşerek “But mom” diye çırpınıp durduğu Roland Garros finali ve maçı izleyen amcalardan birinin Steffi Graf’a “orospu” demesi üzerine çıkan kavga ise, ikincisi de Börühan’ın ta kendisiydi.

Şubat ayının sonunda, İzmir’de, bir hafta içi altılısının ilk ayağını indirerek başladı Börühan 1999 serisine. Ekürisi Ayseki ile yarışı birinci-ikinci bitirdiler ve Yalaz, Göktuğ gibi iddialı rakipleri geçtiler. Bizim millete ekürilik oldum olası sempatik gelir. İki tane katırı eküri diye hipodroma göndersen, “Bulunsun” diye kupona yazarlar. Bu sebepten ekürili Börühan pek can yakmadı.

Aradan bir hafta geçmişti ki İzmir hipodromu Börühan diye diye bu defa alaşağı oldu. Son ayakta, milletin rızkını yalayıp yutmuş, neredeyse 8 Lira ganyan ve Hüseyin Kaya ile nice koçyiğidin evine ocağına ateşi düşürmüştü. En çok kulakları çınlayan da yarışın favorisi Alptuğ’u süren Engin Yalçın’dı.

Yine bir hafta sonra, yine İzmir’de, yine Hüseyin Kaya ile yine Börühan piste çıktı. Bu sefer ganyan bayiinde kupon yatıranlar kendilerine “Börühan” diyenlere, “Ulan Börühan bu yarışta fotoya birinci girsin, gelsin bir de bana girsin” diyecek kadar marjinal bahisler öne sürüyordu. Börühan potaya birinci girdi ama kimseye girmedi, çünkü sondan birinci olmuştu. Yaşıtı olan, müşterek bahis dışı Rişvanbey yarışı kazanmış ama hepsi kendisinden büyük olan kumun kalite safkanları Kralbatur, Bayraklı, Banazbey, Alptuğ, Yenifoçalı ve Barakbeyi, Börühan’ı geçmişti. Birinciyle sonuncu arasındaki 1.5 saniyelik mesafe, Börühan’ın “Ben daha ölmedim” çığlığıydı ama o zamanlar anlamamıştık.

“Mart ayında ben daha koşarım lan” dercesine sekizinciliğinden sekiz gün sonra bir kez daha, bu sefer çim piste geldi Börühan. Antepli ve Sevimabla gibi “Çimde kralını tanımam” atlarının yanından geçip, Mehmet Kaya ile fotoyu birinci bulduğunda bir İzmir son ayağının da anasını laciverde boyamış oluyordu inatçı şampiyon.

Muhteşem 1999′da, İzmir’de koştuğu son dört koşunun fotosunu önünde at yokken geçemeyen Börühan, yeni başlayan İstanbul yarış sezonunun ikinci gününde, yine son ayakta kayıtlıydı. Son koşularına bakıp ona şans vermeyenleri hacamat ederken Rükentay, Göktuğ, İbocan, Navaron ve Turgut Reis peşinden geliyordu.

Eski ekürisi Caş ve Yelhan ile birlikte, 23 Nisan Grup 3 koşusunu prestijden koşup iki yarış daha birinci olamayan Börühan, Mayıs başında Mehmet Kaya ile 2000 kum yarışını aldı. Artık bu rakipler kendisine zayıf geliyordu. Yarışsever tayfası da Börühan’ın 6-7 liradan aşağı ganyanla yarış kazanmasına alışık değildi. Neyse ki özlem (!) uzun sürmedi.

Hemen iki gün sonra Bursa’da Vali Koşusu’na katılıp, Nurtaç-Bozdağ ikilisinin arkasında üçüncü olduktan sonra Hüseyin Kaya ile tekrar Voltran’ı oluşturdular. 1200 metre çim pistte “Bunları ya son ayakta ya da son ayakta bayıltıyorum. Bu sefer şöyle ortada bir yerde alayım akıllarını” demiş olacak ki 9 lirayla hipodromu şoka soktular.

Börühan, Mayıs-Temmuz arasındaki dört koşuda tabelaya uzanamadı. Meğer bu, büyük vurguna hazırlıkmış. Bilememişiz. Görememişiz.

Temmuz ortasında, dört yaşındaki Arap tayları Altaha, Ağakaraca ve Dostkaraca’nın üstüne Antepli, Şentay ve Bozdağ’ı koyarak 1900 çimde fotoyu 20 Lirayla, ganyanı da delik deşik ederek geçti. Süleyman Akdı, Halis Karataş, Fuat Çakar, Engin Yalçın, Ahmet Atçı, Selim Kaya ve Bekir Gökçe, Börühan ile aprantisinin peşine takılıp, kalmışlardı. 1992′den beri altılı oynayan bir insan olarak, yıllardır devam ettiğim ganyan bayiini hiç öyle görmemiştim. Börühan’ı yazan tek kişi bile yoktu. Sonraki yıllarda bu mevzu açıldığı vakit, “Börühan bende tekti lan” diyenleri göreceğimizi ise o günden biliyorduk, yanılmadık. Bunlara verilen yanıt hep aynıydı : “Y……mı tekti”

Kalitesinin ve formunun zirvesindeki Börühan artık yarışların favorisiydi. Sezona 79 handikap puanıyla başlamış, 127 puana kadar ulaşmıştı. 1999 senesinin geri kalan 14 yarışında 8 kez Selim, 6 kez de Ömer Kaya idare etti Börühan’ı. İkisi de ikişer yarış kazandı. Ankara’da, Bursa’da ve İstanbul’da fotoyu birinci olarak selamladı. Ve 1999 yılı, şampiyon Börühan için “İstanbul Vali Kupası Koşusu” ile bitti. Burun farkı ile Bilgin’e kaybettiği yarış “Vay ulan, bunu da alıyordu az daha” dedirtti. Artık Börühan adını duyan “Abi…” deyip, önünü ilikliyordu.

SON SÖZ

2000 yılında kaydolup kazanamadığı 16 yarış, bu yazının konusu dışındadır. Yine de İzmir kum pistinin kralı Ağakaraca ile koşup birinde geçip, diğerinde geçildiği koşular ile seneler sonra aklımızda.

Börühan hakim oluyor.
Börühan geliyor.
Börühan direniyor.
Börühan… Börühan… Börühan…
Koca bir sene böyle geçti.
Sen efsane olmayacaksın da kim olacak?

Nur içinde yat.

by Canarino (Duhuliye.com)

1 yorum:

joeyknish dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.