25 Haziran 2011 Cumartesi

1988'İN KAHRAMANLARI SİCİL KAYDI



















Ruud Gullit'in Terek Grozny'deki ömrü sadece 146 gün sürdü. 14 haziranda Amkar Perm'e deplasmanda son dakika golüyle mağlup olmalarının ardından görevden alınan Gullit'in teknik direktörlük kariyeri başladığı andan itibaren sürekli aşağıya doğru gitti. Futbolcu-menajer olarak görev yaptığı Chelsea'de 1997'de FA Cup'ı kazanmıştı ve bu görevde 591 gün kaldı. Bu onun hem en uzun teknik adamlık göreviydi hem de kariyerindeki tek başarı olarak kaldı. Newcastle United, Feyenoord, Los Angeles Galaxy ve son olarak Terek Grozny ise onun için kötü hatırarlar olarak kaldılar. Aşağıda onun teknik adamlık görevleri ve görev yaptığı süreler var.











Ruud Gullit 1988'de Avrupa Şampiyonu olan Hollanda'nın, 80'lerin sonu 90'ların başındaki altın jenerasyonunun bir üyesi. Hazır Gullit'in kariyeri teknik adamlık açısından yerlerde sürünürken (bir daha nerede takım çalıştırır bilinmiyor) Münih Olimpiyat Stadyumu'nda Sovyetler Birliği'ni mağlup ederek şampiyon olan kadronun elemanları nerede bir bakalım. Forma numarası sırası ile gidiyoruz.

1-Hans van Breukelen: Van Breukelen 1988 25 mayıs ve 25 haziranında kurtardığı 2 penaltıyla ülke futbolunun kaderini etkiledi. Birisi kulüpler diğeri milli takımlar düzeyinde o sezonun en büyük 2 turnuvasında geldi bu kurtarışlar. Ne ilginçtir ki ikisi de Hollanda'nın ezeli rakibi Almanya topraklarındaydı, sırasıyla Stuttgart ve Münih'te. Önce Benfica'lı Antonio Veloso'nun sonra da Sovyet Igor Belanov'un penaltıları. Yeşil sahalar sonrası teknik direktörlüğe hiç bulaşmadı ve firmalara futbol ile firma yönetimleri arasındaki ilişkiler konusunda konferanslar veriyor. PSV'nin yönetim kurulunun bir üyesi.

2-Adri van Tiggelen: Futbolu bıraktıktan sonra kariyerine başladığı Sparta'ya geri döndü. 1988 finalinin ilk onbirinde sol bekte görev yapan oyuncu kulüpte antrenör olarak görev yapıyordu. Aad de Mos Sparta'yı küme düşmekten kurtarmak için 2010'da göreve gelince ayrıldı. Geçtiğimiz sezon Hollanda 3. ligi amatör takımlarından OSV Oud-Beijerland'ın başındaydı. Tekrar profesyonel kulüplerin bünyesinde çalışmak istediğini açıkladı.

3-Sjaak Troost: Kariyeri boyunca Feyenoord'da oynayan Troost, Euro 88'de forma şansı bulamadı. Futbol kariyerinden sonra eşofman ve kramponlar yerine takım elbiseyi tercih etti. Bugün Rotterdam'daki danışmanlık firmasından büyük şirketlerle çalışıyor. Futbol sahalarına uzak isimlerden birisi. Feyenoord'da bir süre görev yapmıştı ama Reklam Direktörü olarak. Kısacası kafası sadece futbola çalışmayan bir adam.

4-Ronald Koeman: Gullit gibi saha kenarında işleri iyi gitmeyenlerden. 1998 Dünya Kupası'nda Hiddink'in asistanıydı. Ardından Barcelona'da Louis van Gaal'in asistanlığını yaptı ve B takımı çalıştırdı. Vitesse'nin başında ilk hocalık deneyiminde takımı UEFA Kupası'na taşıdı. 2001'de Ajax'ın başına geçip 2 şampiyonluk kazandı. Ardından inişli çıkışlı bir grafik. Başarısız 2 yurt dışı (Benfica ve felaket Valencia), içeride PSV ile kazandığı şampiyonluk ve iflas eden AZ'deki başarısızlık. Preud'homme'dan boşalan koltuk için adaydı ama Co Adriaanse'ya kaptırdı. Şu an işsiz. Futbolculuk kariyeri elbette daha parıltılıydı.

5-Aron Winter: Ajax-Lazio-Inter ve tekrar Ajax yolunu izleyen kariyerin ardından yine Ajax'ın altyapısında göreve başladı. Johan Cruijff Ajax'ta yapacağı darbe için onun da ismini listesine almıştı bu yılın ocak ayında Kanada takımlarından FC Toronto'nun başına geçti. Takıma 3 tane Hollandalı transfer etti. Takımın durumu pek iyi sayılmaz, MLS Play-offlarına büyük ihtimalle kalamayacaklar.

6-Berry van Aerle: Hikayesi ilginç Van Aerle'nin. PSV'de yıllar futbol oynayıp bıraktıktan sonra doğduğu kent Helmond'da postacı olarak çalışmaya başlıyor. Çocukluk aşkı herhalde...Ancak mektup dağıtmaktan bıkıp 2001'de PSV'ye dönüyor, Taraftar Koordinatörü olarak. 3 sene önce kontratı scout'a döndürüldü. Halen kulüp için Hollanda'da yetenek arıyor.

7-Gerald Vanenburg: Vanenburg aktif futbolun içinde kalanlardan. PSV'de altyapıda antrenörlük yapıyordu. 2004'te kariyerinin son 2 yılında forma giydiği 1860 Münih'in stepne hocası olarak görev yaptı. 2006-07'deki Helmond macerası pek iyi bitmedi. FC Eindhoven'da baş antrenör olarak çalışmaya başladı. Orada dikiş tutturamayıp Willem II teknik ekibine girdi. Şu anda hayatının büyük kısmı, Hollanda tenisinin gelecek vaad eden isimlerinden, kızı Phillis Vanenburg'un menajerliğini yürütüyor.

8-Arnold Mühren: Ajax ve Total Futbol efsanesinin parçalarından Gerrie Mühren'in küçük kardeşi Arnold Euro 88 finalinde sahadaydı ve kimilerine göre dünya tarihinin en güzel golü olan Marco van Basten'in volesinde ortayı yapan isimdi. Ama kendisi dahi bu ortanın çok iyi olmadığını, Van Basten'in geri doğru adımlar atarak bu ortayı gol pasına dönüştürdüğünü itiraf etmiştir. Mühren futbolculuk kariyeri sonrası Volendam ve Ajax'ta altyapıda görev yaptı. Cruijff'un yeni oluştumak istediği ekibinde yer alması bekleniyor.

9-John Bosman: Müthiş finalde yedek kulübesindeydi. Karıştırmayalım bu adam dünya tarinini değiştiren Bosman değil. Bosman turnuva başladığında elemelerde attığı bir torba gol sebebiyle ilk onbirdeydi ve Marco van Basten'i yedek kulübesine yollamıştı. Ancak ilk maçta Sovyetler Birliği'ne 1-0 kaybedilince, St. Marco formayı aldı, İngiltere'ye 3 gol çaktı ve turnuvanın yıldızı oldu. Bosman ayakkabıları astığında antrenörlük kursları aldı. Kariyerinin son 3 yılında oynadığı AZ'de forvet oyuncularını çalıştırdı ve şu anda da scout olarak kulüpte görevli.

10-Ruud Gullit: Yukarıda anlattık aslında. Yukarıda çalıştırdığı takımlardan arta kalan zamanlarda TV yorumculuğu yaptı. BBC, Sky ve ESPN'de çalıştı. 2003'te Hollanda milli takımının alt yaş gruplarında görev alacaktı ama Feyenoord'dan gelen teklifi kabul etti.


















11-John van 't Schip: Münih'teki finalde o da yedek kulübesindeydi. Futbolu bıraktıktan sonra Ajax'ın altyapısında ve sonraları da Co Adriaanse'nin yardımcısı olarak çalıştı. FC Twente'deki ilk hocalık deneyimi başarısızlıkla sonuçlanınca tekrar Ajax'a döndü ve altyapıda Van Basten ile birlikte çalışmaya başladı. Bu ikili önce Hollanda milli takımında sonra da Ajax A takımına dönüşünde beraberlerdi. Van Basten'in istifası sonraıs önce görevi devraldı sonra Martin Jol'la kısa bir süre çalıştı ama rotayı Avustralya'ya çevirdi. Melbourne Heart FC'nin başında.

12-Marco van Basten: 12 numaraya, yedek kaleciden başka bir anlam yükleyen adam. Teknik adamlık hikayesi Van 't Schip'le aynı. Ajax'tan istifa ettikten sonra televizyon yorumculuğu yapıyordu. Sporting Lizbon seçimlerinde başkan adayı Bruno Carvalho'nun teknik direktör kozuydu ama o seçimin hikayesini okudunuz. Chelsea için Hiddink'le beraber bir takım oluşturacağı konuşuluyordu ama o da yalan oldu. Gelecek sezon kimin başında olacağı meçhul.

13-Erwin Koeman: Ronald'ın kardeşi. Futbolu bırakışının ardından PSV'de hem Eric Gerets'in hem de Guus Hiddink'in yardımcısı olarak çalıştı ama bu 2 hocanın altında kazandığı şampiyonlukları kendi kariyerine pek yansıtamadı. RKC Waalwijk ile kendi yolunda yürümeye başladıktan sonra 2'şer senelik başarısız Feyenoord ve Macaristan milli takımı görevleri geldi. Gelecek sezon bizim FC Utrecht'in başında. Ne olacağını göreceğiz. Abi kardeş teknik adamlık kariyerlerinin iyi günlerini geçirmiyorlar.

14-Wim Kieft: Yeşil sahalar sonrası kariyeri en sönük geçenlerden. Futbol yorumculuğu yapıyordu ama bizdeki Oktay Derelioğlu ve Onur Belge'li "Eto'o bitmiş" tadındaki programlardan fazlasında değil. 15-Fred Rutten "bir işe yara kardeşim" diyerek onu PSV altyapısına soktu. Halen orada görev yapıyor.

15-Wim Koevermans: 1988 kadrosuna Fortuna Sittard'dan seçilmiş olan Koevermans hiç şans bulamaıd zaten toplamda da milli takım formasını 1 kez giydi. Groningen, RB Roosendaal, MVV ve NEC gibi takımlarda çalıştıktan sonra 2002-08 yılları arasında Hollanda Futbol Federasyonu'nda altyapı antrenörü ve antrenör hocası olarak görev yaptı. 2008'de İrlanda Futbol Federasyonu onu "Performans Direktörü" olarak göreve getirdi ve halen o görevde.

16-Joop Hiele: Hans van Breukelen'ın yedeği, aynen Koevermans gibi kupada süre olmayan oyunculardandı. Futbolu bıraktıktan sonra kaleci antrenörlüğü ve danışmanlık şirketi işlerini beraber yürüttü. Willem II, Feyenoord, PSV ve milli takımda kaleci antrenörlüğü yaptığı gibi, aynen arkasında beklediği Van Breukelen gibi şirketlere futbol üzerinden bazı tavsiyeler verdi. Panel ve konferanslar düzenliyor. Kıasacası Avrupa Şampiyonu 2 kaleci kendisini takım elbiselilerin dünyasına atmış durumda.

17-Frank Rijkaard: Koeman'la beraber 1998 Dünya Kupası'nda Hiddink'in asistanıydı. Euro 2000'de görevi devraldı ama dünya tarihinin en güzel maçlarından birisinin kurbanı oldu. Sparta Rotterdam'la yaşadığı küme düşme tecrübesinden 4 yıl sonra Barcelona ile Avrupa'nın zirvesindeydi. Sonra yolu bizim topraklara düştü. Saçları beyazladı, Bir 21. Yüzyıl Cengaveri'ne yeteri kadar güven verememekle suçlandı ve rüya gibi bir performansla başladığı Galatasaray'da daha 2. sezonun yarısına gelmemişken ülkeden ayrıldı. Şu anda boşta.

18-Wilbert Suvrijn: Kupada 2 kez maç sonlarında oyuna girdi ve kariyerini Montpellier'de tamamladı. Bugün Fransa'da yaşamını sürdürüyor ve futbolcu menajeri olarak çalışıyor. Kızı tenisçi onunla ilgileniyor ve sanat galerileri ile bazı ortaklıkları var.

19-Hendrie Krüzen: O da Den Bosch takımından milli takıma alınmıştı. Futbolu bıraktıktan sonra amatör kulüplerden La Première'in başıan geçti ve 2002'de altyapısından yetiştiği, doğduğu kentin takımı Heracles Almelo'da yardımcı hocalık yapmaya başladı. Halen orada ve her teknik adam kovuluşunda yeni hoca bulunana kadar takımı götürüyor.

20-Jan Wouters: 1996'da altyapısından yetiştiği FC Utrecht'te yardımcı hocalık yapmaya başladı. Ardından Ajax altyapısına geçti. Dick Advocaat Glasgow Rangers'ın başına geçtiğinde onu da yanına oturttu. Wouters Advocaat sonrası Alex McLeish'le de çalıştı. 2006'dan beri PSV'de kulübede ikinci adam olarak yer alıyordu. Erwin Koeman, gelecek sezonki görevi için onu FC Utrecht'e geri getirdi. Tekrar doğduğu şehirde.

Teknik direktör Rinus Michels: Kendisi ve felsefesi hakkında kitaplar yazılmış bir adamı satırlara sığdıramayız. Tuvaletten çıkarken gördüğü oyunculara "elini yıkadın mı genç" diye soracak kadar futbolcu hayatlarının kontrolü ve disiplin üzerine kafayı yormuş, futbol sahalarının Stanley Kubrick'i bu adam için sadece bir sözünü alalım. Kendisi 1974 Dünya Kupası finalinde kendilerinin Almanlardan daha iyi oynadıklarını ama kaybettiklerini, 1988 finalinde ise Sovyetler Birliği'nin daha iyi bir takım görüntüsü verdiğini ama kendilerinin efektif hareket ettiğini söylemiştir.

5 yorum:

outlaw dedi ki...

bunun bir de sovyetler birligi versiyonunu hazirlasan ne güzel olur... :)

Flying Dutchman dedi ki...

hazırlarız ne demek

The Eagle Abroad dedi ki...

alayi gulaklardaki kamplara gitmistir kesin :))

oradan hatirladigim bir dassaev, ve birde belanov vardi... orta sahada kizil sacli kuznetsov diyesim geliyor oyle biri daha vardi... akilda kalanlar bu kadar, senin versiyonubekliyecegiz artik...

Ku.Ba dedi ki...

Gullit konusunda iç geçirip onu eskisi gibi görmek isteyenlere su reklami tavsiye edebilirim:

http://www.youtube.com/watch?v=JlTl-6jvLs4

Aslinda çok vasat bir reklam, ama son sahnesi mükemmel.

(slogan: "işitme yaşınızı küçültün")

CT dedi ki...

Rijkaard'in Suudi Arabistan milli takimi ile anlastigi soyleniyor, yilda 3.5 milyon EU gibi bir ucret alacakmis.