4 Kasım 2009 Çarşamba

FIFA 17 YAŞ ALTI DÜNYA KUPASI-2




















Turnuvanın ilk bölümünü geride bıraktık ve ikinci tur maçlarına geldik. Bugün 4 maçla çeyrek finale kalma mücadelesi başlıyor. Sürprizi bol ama aynı zamanda bize gelecekle ilgili bazı ipuçları veren bir turnuva izliyoruz. Genel anlamda şunu belirtmek lazım 20 yaş altı turnuvasından sonra bu turnuvanın da geçmişteki örneklerine oranla heyecanının azalmış durumda. Ama 20 yaş altı turnuvasında var olan "zaten keşfedilmiş olmak" burada söz konusu olmadığından bireysel çıkışlar görebiliyoruz. Bu da zaman zaman maçların kalitesini artırıyor. Ama bu aynı zamanda bir başka şeyi beraberinde getiriyor. Takımların yerine şahısların öne çıkmasını. Tabii en yaşlısı 17 yaşında olan, bir çoğu henüz kulüplerinin A takımıyla antrenmana bile çıkmamış gençlerin, bir halı saha maçından daha fazla takım kurgusuna sahip olmalarını beklemek aşırı iyimserlik olacaktır. Henüz kafalarında takımın başarısından çok, kendi başarıları ve sivrilme kaygısı var ki bu son derece normal. Örneğin Türk milli takımında bu çok fazla öne çıkmış durumda. Burkina Faso maçının bir bölümünü ve Yeni Zelanda maçının tümünü izledim. Tamam çok üstün yetenekli oyuncularımız var ama herkes bu yeteneğini ispatlama peşinde. 4 sene önceki Abdullah Avcı takımının toplu oynama isteği kaybolmuş durumda. Topu ayağına alan, hücum hattındaki her oyuncumuz önce atabileceği yaratıcı pası değil, atabileceği göze hoş gelen çalımı düşünüyor. Kabul edelim oldukça kolay bir grubumuz vardı. Buradan sonra işimiz bu kadar kolay olmayabilir. Grup grup gidelim.

A Grubunda Boca Juniors'lu Sergio Araujo ve Borussia Dortmund'lu Mario Götze ve Werder Bremen'li Lennart Thy bireysel anlamda göze çarpan oyuncular oldular. Üçü de kendi takımlarının hücum hattında 1-2 sene içinde önemli güç kaynağı oluşturcaklardır. Ama Nijerya bu iki yıldızı barındıran Arjantin ve Almanya'yı geçerek grup liderliğini ele geçirdi. İkinci turda bizim grubumuzda son saniye şutuyla grupta çıkan, henüz mağlup olmamış, ama galip de gelememiş Yeni Zelanda ile oynayacaklar. Pek sürpriz beklemiyorum. Almanya üçüncü olarak turnuvanın en büyük çıkışlarından İsviçre duvarına çarptı. Arjantin ise Kolombiya ile oynayacak.

B grubunda Neymar Da Silva'nın ve Philippe Coutinho'nun varlığı turnuvanın en büytük sürprizlerinden birsinin gerçekleşmesini engelleyemedi. Brezilya en iyi beşinci grup üçüncüsü olarak turnuvaya veda etti. Gruptaki 2 maçta gol bile atamadılar. Ancak bu hallerinin Brezilya'nın geleceği ile bağdaştırmamak lazım. 2003 yılında şampiyon, 2005 yılında ikinci oldukları 17 yaş altı turnuvalarındaki kadrolarından A milli takıma ulaşan oyuncu sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Zira Brezilya ciddi anlamda bir oyuncu pazarı. Bu turnuvada kadroya alınmayan ama yakın zamanda patlama yapacak nice genci ülkede barındırıyor. İsviçre ilginç bir takım, üçte üç yaptılar ki bunu İspanya ile beraber yapan tek takım oldular. 20 yaş altı turnuvasında bu işi İspanya ile beraber yapan Gana şampiyonluğa gitmiş, İspanya erken veda etmişti. Bakalım senaryo tekrarlanacak mı.

C grubunun sürprizi Oğuzhan'lı ve Castaignos'lu Hollanda'nın vedası. 20 yaş altı turnuvasında bulunmayan, 17 yaş altı turnuvasında da hüsrana uğrayan Hollanda'nın kaygıları artmış durumda. Drenthe, Fer, Biseswar, Wijnaldum kuşağı onların son yetenekli kuşağı durumunda. Gerisini henüz getirmiş değiller. İranlı forvet Kaveh Rezaei takımının grup birincisi olmasında büyük pay sahibiydi.



















D Grubu bizim grup. Engin Bekdemir', Porto'ya verdiği için çok üzülebilir PSV'li yöneticiler. Transferin arkasında bir püf noktası var. 8 yaşından beri Engin'i tanıyan ve o büyürken PSV'nin altyapısında çalışan antrenör Patrick Greveraar, bugün Porto'nun altyapısında çalışıyor. Yani küçüklükten beri tanıdığı Engin'i almak için Portekiz kulübün ikna eden de kendisi. O da Hollandalı ustasının peşinden gitmiş tabii ki. Engin'i blogda ilk ele alışımızın üzerinden 1,5 sene geçmiş, yavaş yavaş geliyor. Grubun sürprizi elbette Yeni Zelanda. Her birisinin tipine baktığınızda en fazla Yüzüklerin Efendisi'nin memleketinde kasiyer olurlar diyorsunuz ama canlarını dişine takarak mücadele ediyorlar, hadlerini biliyorlar ve amatör ruhla sahadalar. Nijerya karısında şansları çok az ama bence şimdiden büyük bir tebriği hakettiler. Ülkeleri 2010 Dünya Kupası vizesini alırsa, Yeni Zelanda'da futbol hiç olmadığı kadar yeşerebilir.

E grubunda İspanya son 2-3 yıldır dünyaya öğrettiği şeyi uygulamaya devam ediyor. Yine gelene geçene salladılar. BAE 20 yaş altı turnuvasından sonra 17 yaş altı turnuvasında da son 16'ya kalmayı başardı. İlginç bir kuşak yakalamış durumdalar. O zaman da söylemiştik, üzerine iyi koyarlarsa, Asya futbolunu son 5-6 yılda domine eden Uzakdoğu takımlarına rakip olabilirler.

F grubunda İtalyanlar oynadıkları tüm maçları katlederek grup birincisi olmayı başardılar. İtalya-Uruguay maçını izlerken Beşiktaş'ın Avrupa maçlarına özlem duydum o kadar söyleyeyim. Grubun parlayanı Güney Kore elbette. Onlar da 20 yaş altı turnuvasında olduğu gibi gruptan çıktılar.

























Turnuvanın gol krallığında 3 gollü Alman Lennart Thy oturuyor. Onun ismini bu sene mayıs ayında Almanya'da düzenlenen UEFA 17 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası'nda zikretmiştik. O turnuvada da 3 golle gol krallığını Hollandalı Castaignos ile paylaşmıştı. Werder Bremen forması giyiyor. Löw mayıs ayında turnuva sonrası onu ciddi şekilde markaja alacaklarını söylemişti. Bu markaj daha da sıkılaşacaktır. Neyseki Orta Avrupa'dan bozma forvet hattından sonra Alman gibi Alman bir forvet geliyor milli takıma. Bu arada mayıs ayında blog okuyucularından diskonnektus erektus kendisi için "açıkçası kazmaya benziyor" demiş. Hoş bir anı olsun bu da. Vallahi kazma mazma adam çakıyor golleri.

Bugün saat 16:00'da Arjantin-Kolombiya ve İtalya-ABD maçları var. Saat 19:00'da biz BAE önüne çıkıyoruz, İsviçre de Almanya karşısında. Yarın da aynı saatlerde önce İspanya-Burkina Faso ve Meksika-Güney Kore, sonra da İran-Uruguay ve ev sahibi Nijerya-Yeni Zelanda maçları var.

15 Kasımdaki finale kadar yazmaya devam ederiz.

3 yorum:

varol döken dedi ki...

17 yaş altı turnuvasında 30 metreden rövaşata ile gol atan le tallec vardı, singama pool bir de sanırım, liverpool'dan sonra perişan oldular...

artık yıldız kolay yetişmiyor ama yıldız beklentisi artıyor... bana da böyle abidik gubidik sıkıcı yorum yazmak koyuyor en çok...

17 yaş altını 17 yaşında kaçırmış bir kuşağın temsilcisiyim şimdi mi izleyecem!

alchoburn dedi ki...

eğer hakkında "kazmaya benziyor" gibi bir benzetme yapıldıysa korkabiliriz. gerd müller'i hatırlatırım, o da duba gibiydi ne de olsa.

Emrah D dedi ki...

Is yogunlugum sebebiyle istedigim ve izlemem gereken kadar maci malesef izleyemedim bu turnuvada.

Abi valla bence halen kazmaya benziyor. Attigi gollerde de pek bir futbol zekasi pariltisi goremedim. Almanya takiminda Avrupa Sampiyonasinda da burada en cok begendigim oyuncu Buchtmann olmustu, o da zaten Liverpool'daymis.

gruptan cikmis almanyanin 3 gol atmis thy'indansa C grubunun sonuncusunun iki gol atmis forveti Ebrima Bojang daha iyidir kanimca.

ABD takiminda bir orta saha oyuncusu gozume carpmisti ayagina top yakismasiyla fakat ismini malesef unuttum gitti.

Daha cok mac izlemem gerek.

Ote yandan sunu da eklemek lazim ben sanirim futboldah hic bir sey anlamiyorum. Sakarya'dayken mesela Tuncay icin demistim bu adamdan bir sey olmaz diye. Sevcenko'nun Milan'a gittigi gun "yanlis adami aldilar, Dinamo Kiev'in Milan'da oynayacak bir forveti varsa o da Viktor Leonenko'dur" demistim, sonuc ortada.

Ingilizce klavye icin ozur dilerim.