
Genelde Galatasaray'ın parçalı forma dışında çıkıp puan kaybettiği maçlardan sonra taraftarların ağzından bunu çok duyarız. "Efsane parçalı formayı niye giymezler?" diye. Ben pek katılmam buna. Daha doğrusu Galatasaray'ın parçalı formasının, kendi tarihinin 1 numaralı forması olduğuna katılırım da, onun getirdiği uğura pek inanmam. Sonuçta sarı kırmızılı takım UEFA Şampiyonu olurken beyaz, Süper Kupa Şampiyonu olurken çubuklu, tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi'ne kalırken düz sarı, tarihinin en büyük zaferlerinden olan Neuchatel maçında Kırmızı-Beyaz forma giymiştir. Parçalı formanın Avrupa'da büyük bir zafere gittiğini bir tek 1989'daki Monaco maçlarının ikincisinde hatırlarım (hoş o serinin ilk maçında da takım düz sarı kolları kırmızı şeritli bir forma giymiştir). Dolayısıyla forma ile başarıyı pek bağdaştırmamak lazım.
Ama bazen tesadüfler forma ile başarıyı bağdaştırabiliyor. Daha önce İngiltere tarihinde çubuklu forma giyen bir takımın en son 74 sene önce şampiyon olduğunu belirtmiştik. Bu sefer de tarihin en başarılı deplasman formasını bildirelim. AC Milan'ın beyaz forması. Bilindiği gibi Milano takımının asıl efsane forması kırmızı-siyah çubuklu formadır. Ancak bu formayla oynadığı 3 Kupa 1 finalinin sadece 1'ini kazanabilen Milan, düz beyaz forması ile 1963'te Wembley'de kazandığı Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'ndan beri 6 kere aynı kupayı müzesine götürmüştür. Bu yüzden söz konusu forma "maglia fortunata" (şanslı forma) adını almıştır. Hatta 2 sene önce Atina'daki finalden sonra Londra Tıp Merkezi yetkilisi Ingrid Collins "beyaz formalar onu giyeni insan varoluşundan daha büyük bir mertebeye yükseltiyor, bir melek veya bir şövalye gibi" şeklinde bir açıklama yapmıştır.
Kısacası bir takımın efsane forması her zaman başarının anahtarı olmuyor.









































