TURA ÇIKANLAR sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
TURA ÇIKANLAR sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

6 Mayıs 2010 Perşembe

TURA ÇIKANLAR 2009-10 part: III

















Fransa'daki Marsilya şampiyonluğundan haberiniz vardır. Bugün Didier Deschamps ve şampiyonlukları hakkında BirGün'deki Uçan Hollandalı köşesinde etraflıca bir yazı bulabilirsiniz. Onu birkaç gün sonra buraya da aktarırız ama genelde atlanmış bir adama ve lige göz atalım. Ukrayna'da Shakhtar Donetsk, Mircea Lucescu yönetimindeki dördüncü, kulüp tarihindeki altıncı şampiyonluğuna ulaştı. Ligin 29., yani sondan ikinci haftasında, takipçileri Dinamo Kiev ile, Euro 2012 için inşa edilen 51.500 kişilik Donbass Arena'da, tıka basa tribünler önünde dev bir maça çıktılar. Tipik Lucescu skoru. 1-0 kazandılar 15. dakikada Ilsinho'nun attığı golle ve 1 yıl aradan sonra tekrar zirveye çıktılar. Böylece Luce, görev yaptığı 6 yıl içinde kulübe 4 lig, 2 kupa, 2 Ukrayna Süper Kupası ve 1 UEFA Kupası kazandırmış oldu. Bu da doğal olarak onu kulüp tarihinin en başarılı teknik adamı yapıyor. Bunu 7 Brezilyalıyla yaptığını da not düşelim. Başkan Rinat Akhmedov ondan son derece memnun.






















Shevchenko'nun takımı Kiev ikincilikle yetindi, Türk futbolseverinin artık yakından tanıdığı Metalist Kharkiv ise üçüncü sırayı aldı. Bu arada Ukrayna'da çok ilginç bir lig tablosu var son birkaç yılda. 2005-06 yılında üçüncü olan Chernomorets Odesa'dan sonra geçen son 4 sezonda ilk 3 sıradaki takımlar hiç değişmiyorlar. Hatta ve hatta üçüncü sıradaki takımın yeri de değişmezken birinci ve ikinci takım nöbetleşe devralıyotlar şampiyonluğu. Metalist 4 senedir lig üçüncüsü oluyor. Dinamo ile Shakhtar da sırayla şampiyon oluyorlar. 2006-07 sezonundan itibaren sırasıyla. Dinamo, Shakhtar, Dinamo, Shakhtar sırasıyla gitti ligin zirvesi. Bir sezon önce 2005-06'da da Shakhtar şampiyon olmuştu zaten. 2001-02'de Ukrayna futboluna Donetsklilerin dahil olmasından beri, 2 seneden fazla üstüste şampiyon olan takım yok. Öncesinde 9 yıllık bir Kiev hegemonyası vardı. Yani tercümesi ligde bu 2 takım dışında şampiyon olan ve hatta şampiyonluğa yaklaşmış takım da yok. Yani İskoçya'nın Doğu Bloku versiyonu diyebiliriz.


















Lucescu'nun Avrupa'nın doğusundaki ülkelerde kazandığı toplamdaki 8. şampiyonluğu ve tüm şampiyonalar dahil 17. kupası (bunların 2'si Avrupa Kupası olmak üzere). Halen İtalya'da geçirdiği Inter macerası onun kariyerinin üzerindeki gölge. Aslında büyük liglerden birinde elde edebileceği başarı onun CV'sini Guus Hiddink'in kulüp takımları versiyonuna hafiften benzetebilir. Maçtan sonraki basın toplantısında kendisine "birçok ülkede şampiyonluk kazandınız, bunun arkasındaki sır nedir?" sorusuna Romen "futbolu seviyorum hepsi bu, bu sevgi bitene kadar da işime devam edeceğim" şeklinde mütevazice cevap verdi. Ben olsam Ukrayna'dan sınır dışı edip, çalışma vizesini de iptal ettiririm.....Yok pardon o başka ülkeydi...
















Bu arada Danimarka'yı da es geçmeyelim. FC Copenhagen son 10 yıldaki 7. şampiyonluğunu ilan etti dün akşam. Hafta sonunda ezeli rakip Brondby'i deplasmanda Mathias Jorgensen ve Dame N'Doye'nin golleriyle 2-0'la mağlup etmişlerdi. Dün de kendi evleri Parken'de HB Koge'yi 4-0'la ezip mutlu sona ulaştılar. Ligin bitimine 2 hafta var ve puan farkı takipçileri OB ile 12'ye çıkmış durumda. Geçtiğimiz yıl da bu 2 takım aynı sırayla tepede yer almıştı. 2000 yılından FC Copenhagen dışında 2 kez Brondby 1 kez de Aalborg şampiyon oldu. FC CopenhagEN'da, Türk asıllı ve Danimarka 21 yaş altı milli takımı oyuncusu Şaban Özdoğan'ın da forma giydiğini belirtelim.





3 Mayıs 2010 Pazartesi

TURA ÇIKANLAR 2009-10 part: II

















Twente'nin şampiyonluğunu ayrıca inceleyeceğiz, bunun için vakit lazım ama biz hafta sonunda şampiyonluğunu ilan eden takımlarla başlayalım. Bayern Munich'in pratikte geçerli olan ama teoride halen tehlikede olan şampiyonluğunu gelecek haftaya bırakalım. Bu hafta ara sıra hatırlatırız ama resmiyet gelecek pazarki yazıda ancak yer alır. Biz Hırvatistan'la başlayalım. Hafta sonunun ilk ilanlarından biri onlarındı. Cuma akşamı, lider Dinamo Zagreb, kendi evinde ezeli rakibi Hajduk Split'le 1-1 berabere kaldı ve üstüste 5. toplamda 12. şampiyonluğuna ulaştı. Şampiyonluğun ezeli rakiple oynanan maçtan sonra gelmesi de apayrı bir moral oldu tabii. Robert Kovac, Tomislav Butina, Dario Simic, Igor Biscan gibi oyuncuların Avrupa maceralarından sonra ülkelerine dönmesiyle Hırvatistan'daki hegemonyasını devam ettiren Dinamo, ezeli rakip Hajduk Split'e büyük bir üstünlük sağlamış durumda. Split bu sezonu üçüncü sırada tamamlayabildi. Ligin bitimine daha 2 hafta var ve eski dost, NK Zagreb forması giyen Davor Vugrinec 17 golle krallık tahtında zirvede oturuyor. 35 yaşındaki oyuncu kariyerini hoş bir ödülle kapatacak. 1992'den itibaren oynanan Prva HNL'de Dinamo'nun 12 şampiyonluğunun yanında Hajduk'un 6, NK Zagreb'in de 1 şampiyonluğu var.

Bulgaristan'da ise bir rüya gerçekleşti. Litex Lovech ligin bitimine 2 hafta kala deplasmanda Lokomotiv Plovdiv'i 3-0 mağlup etti ve takipçisi CSKA Sofya ile puan farkını 7'de tutup, 11 yıl aradan sonra, tarihinin üçüncü şampiyonluğuna ulaştı. 2000 yılından beri Bulgaristan'da şampiyonluğu Sofya dışına çıkarabilen tek takım, hafta sonu mağlup ettikleri ve şu an kümede kalma mücadelesi veren Plovdiv takımıydı. 5 Brezilyalı'nın top koşturduğu Litex , 50.00 nüfuslu Lovech kentinin takımı.

Arnavutluk'ta Dinamo Tiran, 1 yıllık aradan sonra tekrar şampiyonluğa ulaştı. 26 şampiyonlukla bu alanda lider olan SK Tiran'ı takip eden başkent derbisinin diğer tarafı 17 şampiyonluğa sahip. Takipçileri Besa Kavaje ile puan farkını 8'de sabit tutarak mutlu sona ulaştılar.

Kıbrıs'ta da lig bitti ve şampiyon Maciej Zurawski'nin de top koşturduğu AC Omonia oldu (girişteki resim). Kıbrıs'ta 14 takımlı ligde, 26 maç sonunda ilk 4 takım, birbirleriyle deplasmanlı oynayacakları bir play-off'a giriyorlar (normal sezonda aldıkları puanları taşıyarak). Normal sezonu Anorthosis'in önünde 4 puan farkla lider kapayan Omonia play-off'ta farkı daha da açtı ve 7 puana çıkararak şampiyonluğunu ilan etti. Onlar da bir derbi sonucunda elde ettiler şampiyonluğu. Kıbrıs'ın en azılı derbilerinden birinde, Nicosia (Lefkoşa) derbisinde deplasmanda APOEL'i 2-1 mağlup ederek mutlu sona ulaştılar. Bu onların 2003'ten beri elde ettikleri ilk şampiyonluk.













Malta'ya değinelim. Orada da 10 takımlı ligde, 18 maç sonunda ilk 6 takım normal sezon puanları yarıya bölünerek bir şampiyonluk play-off'una giriyorlar. Birkirkara normal sezonu, lider Valletta'nın 1 puan gerisinde bitirmişti ama son düzlükte gaza basarak öne geçtiler ve bitime 1 maç kala puan farkını 4'e çıkarıp tarihlerindeki üçüncü şampiyonluğa ulaştılar. 1950 kuruluş tarihli kulübün ilk şampiyonluğu 1999-2000 sezonunda gelmişti. 22 yaşındaki Hollandalı Sylvano Comvalius 14 gole takımının en golcü ismi oldu.

Kısa kısa değinirsek Makedonya'da FK Renova tarihinin ilk şampiyonluğunu elde ederken, Moldova'da, FC Sheriff Tiraspol üstüste 10. kez zirveyi gördü. Kuzey İrlanda'da Linfield 1 senelik aradan sonra 49. kez mutlu sona ulaştı.

26 Nisan 2010 Pazartesi

TURA ÇIKANLAR 2009-10 part: I

















Bu seferki Tura Çıkanlar yazısını bizim Tuncay'ın "Haftasonu Notları" şeklinde madde madde verelim zira değinecek birkaç nokta var.

-Komşuda Panathinaikos geçtiğimiz hafta ilan ettiği şampiyonluktan sonra bu hafta da Yunanistan Kupası finalinde Aris'i 1-0 mağlup edip duble yaptı. PAO son şampiyon olduğu 2004 yılında da duble yapmıştı. Toplamda 20. lig, 17. kupa şampiyonlukları oldu bu. Olympiacos'un 37 lig , 24 kupa şampiyonluğu var. Bu şampiyonlukta her ne kadar yarı yolda kovulsa da Henk Ten Cate'nın da payı var. Peki o nerde? Ortadoğu turunda. Al-Ahli Dubai'nin başında idi ama kovulduğu haberini vermiştik. Geçtiğimiz hafta Katar takımı Umm-Salal'ın başına geçti. Fatih Terim-Olympiacos dedikodusu için de şunu söyleyeyim. Avrupa piyasasında Terim'i 5 büyük ligden herhangi bir takımın isteyeceğini sanmıyorum. İş bulursa Yunanistan, Rusya, Belçika gibi liglerde bulabilir. Pire takımı ise bunların en uygun olmayanı. Başkan Kokkalis hazırlık maçında 5 gol yendiği için Ketsbaia'yı, ardından da Zico'yu harcamış bir adam. Terim burada kimsenin sesini çıkarmadığı "ders verme" nutuklarını atarsa daha sezon başlamadan kapının önünde bulur kendini.

-İskoçya'da Rangers Hibernian'ı deplasmanda 1-0 mağlup ederek 53. şampiyonluğuna ulaştı. Kontratı bitmesine rağmen mukavelesiz olarak hizmet veren Walter Smith Rangers ile kazandığı 9. şampiyonluğa imza attı. Celtic'in toplamda 42 şampiyonluğu var. Rangers St. Mirren'ı finalde 1-0 mağlup edip Lig Kupası'nı da kazanmıştı mart ayında. İskoç federasyon kupası finali ise zevli geçecek. İskoçya 1. lig temsilcisi Ross County ve Dundee United karşı karşıya gelecekler.

-Belçika'da Anderlecht şampiyonluğu ilan etti. 2006-07'deki şampiyonluktan sonra 2 yıl arav erip kupayı tekrar kaldırdılar. Tarihlerindeki 30. şampiyonluk oldu bu. En yakın rakipleri Club Brugge'un 13 şampiyonluğu var. Şampiyonlar Ligi'ne gidecek ikinci takım için Gent, Club Brugge ve Sint-Truiden çekişiyor.

-Kısa kısa geçersek, Arnavutluk'ta Dinamo Tiran 17. lig şampiyonluğuna ulaştı, Galler'de de The New Saints, Premier Lig tarihindeki 5. şampiyonluğunun altına imza attı. (Yoruma bırakıldı), Slovenya'da da 45 yıllık kulüp FC Koper tarihinin ilk şampiyonluğna imza attı. Koper'de, Euro 200'de Slovenya forması giymiş ve 1 de gole imza atmış olan, 38 yaşındaki Miran Pavlin de forma giyiyor.

23 Kasım 2009 Pazartesi

TURA ÇIKANLAR 2009 part: III
















Zaman Tatarların yine. Rubin Kazan ve tespihli Türkmen hocası,Türkmenistan'daki Magtymguly Türkmenistan Devlet Üniversitesi mezunu Gurban Berdiyew, 17 yıllık Rus Premier Lig tarihinde kupayı üçüncü kez Moskova dışına çıkarmışlardı (1995'te Spartak Vladikavkaz ve 2007'de Zenit Petersburg şampiyon oldular). Şimdi bir unvana tek başına ortak oldular. Kupa ilk kez iki sene üstüste Moskova'nın dışında kalmış oldu. Geçtiğimiz yılki şampiyonluktan sonra "son 2 sezon Rus Ligi'nde başarının reçetesini de vermiş oldu böylece. Cem Uzan-İstanbulspor modeli. Hem Zenit Petersburg hem de Rubin Kazan yüksek rakamlarla transfer ettikleri futbolcuları ve Zenit örneğindeki gibi şöhretli bir hoca ile bir tür toplama takım felsefesi ile sonuca ulaştılar" şeklinde görüşümüzü yazmışız. Rubin Kazan bu sezon bu toplama takımdan, kadrosunu torutmuş takıma dopru sınıf atladı. Sezon öncesi sadece 6 oyuncuyu transfer ettiler ki bunların sadece ikisi, Cesar Navas ve Alejandro Dominguez ilk onbirde direk oynayabilecek bir oyuncuydu. Kalan dört oyuncu yedek kulübesini zenginleştirmek için yapılan transferlerdi. Geçtiğimiz yılki kadroyu bozmayarak şampiyonluğu ikilediler. Onunla kalmadı Şampiyonlar Ligi'nde de Barcelona'nın bileğini büktüler.

















24 yaşındaki Aleksandr Bukharov ve Alejandro Dominguez takımın attığı toplam 59 golün 31'ine imza koydular. Kazan'ın kadrosunda geçtiğimiz yıl 11 farklı ülkeden 13 yabancı ve 11 Rus futbolcu bulunuyordu. Bu sene 9 farklı ülkeden 12 yabancı ve 13 Rus futbolcu kullandılar. Takım içi dengelerin korunduğu yönünde bir işaret bu aynı zamanda. Yukarıda bahsettiğimiz ikili dışında kaptan Sergei Semak ve çok kritik 5 gole imza atan Gökdeniz Karadeniz'in bu şampiyonlukta çok önemli payı var. Genel anlamda bakıldığında Rubin Kazan'ın özellikle, büyük paralar harcanarak Batı Avrupa'dan ve Brezilya'dan getirilen yıldızlarla başarıya ulaşma formülünün karşısına bir de "kadrosunu muhafaza eden takım" alternatifini koyduğunu itiraf etmek lazım. CSKA Moskova, Spartak Moskova, Locomotiv Moskova ve Zenit Petersburg sene içerisinde (ikisi ikişer kez olmak üzere) hoca değiştirdiler ve sezon başında ortalama 8-9 oyuncu transfer ettiler. Rusya'da arkasına maddi gücü alanın değil işleri oturtanın öne çıktığı bir zamandayız. Futbol dediğimiz gibi değişiyor.















Hazır cuma günü MLS 2009 ile ilgili ayrıntılı bir yazı yayınlamışken birkaç saat önce biten ABD Ligi'ne de değinelim. David Beckham'ın elleri yine boş. Los Angeles Galaxy Seattle'de oynanan MLS 2009 finalini penaltılar sonucu Real Salt Lake' kaybederek ikincilikle yetindi. Bu aynı zaman ABD Ligi ve genelde Play-off formatının cilvesini göstermiş oldu bizlere. Zira Real Salt Lake sezonu sekiz takımlı Batı Konferansı'nda beşinci sırada bitirmişti ve Play-off'a kalan 8 takım içinde de en kötü performansa sahip takımdı. Hatta mağlubiyet sayısı galibiyetten daha fazla olan tek takımdı. Sezon boyunca verilen ayın oyuncusu ve listesine tek bir oyuncu sokamamışlardı. Ama önce 2008 şampiyonu ve normal sezonun en iyi performansına sahip takımı Columbus Crew'i, daha sonra da penaltılarla önce Chicago Fire'i, daha sonra da Los Angeles Galaxy'i geçip tarihlerinde ilk kez şampiyonluğa ulaştılar. Takım sadece 5 sene önce kuruldu ve 2005'ten itibaren ligde mücadele etmeye başlamıştı. 36 yaşındaki eski milli futbolcu Jason Kreis de takımın başında ilk teknik direktörlük başarısını elde etti. Şampiyonluğu getiren son penaltının sahibi, sezon byounca tek bir gol bile atmamış olan Robbie Russell oldu.




Maçın geniş özeti için buradan buyurun.

6 Kasım 2009 Cuma

TURA ÇIKANLAR 2009 part: II


















Geçen hafta buralarda olmadığımızdan kıyıda köşede kalmış bir şampiyonluk haberi verelim. İskandinavya'nın üç ülkesinde de şampiyonlar belli olmuş oldu geçtiğimiz hafta sonu. Daha önce Norveç ve İzlanda'nın krallarını aktarmıştık. Rosenborg 1 ay önce ligin bitimine 4 hafta kala şampiyonluğu ilan etmişti Norveç'te. Aynı hafta İzlanda'da şampiyon belli olmuş ve Fimleikafélag Hafnarfjarðar İzlanda'da 2004 sonrasında gelen beşinci şampiyonluğu elde etmişti. Finlandiya'da da HJK toplamdaki 22. şampiyonluğuna ulaşmıştı. İsveç birinci ligi Allsvenskan'da da sezon sonuçlandı.

AIK Solna ve Göteborg Allsvenskan'ın son haftasında tam bir kader maçına çıktılar. AIK 58 puanla liderdi ama sadece 1 puan gerisindeki Göteborg deplasmanına gidiyordu. Maçı kazanan şampiyonluğunu ilan edecekti, AIK'nın bir de maçı beraberliğe bağlama şansı vardı. Thomas Olsson'un golü ile öne geçti Göteborg ve Gamla Ullevi'deki taraftarlarına şampiyonluk şarkıları söyletmeye başladı. 55'te AIK'nın Brezilyalısı Antonio Flavio onları sessizliğe boğdu, 86'da da kaptan Daniel Tjernström takımının şampiyonluğunu ilan etti. Böylece son haftasına büyük heyecanla girilen İsveç Ligi'ni 11 yıl sonra kazanmış oldular. Maçın özeti burada. Toplamda beşinci şampiyonluklaırnı kazandılar. Böylece İsveç Ligi'nde son yıllarda görülen şampiyonluk çeşitliliği de sürdü. Ligde son 5 yılda 5 farklı takım şampiyon oldu ve 1997'den beri 2001 ve 2002'deki Djurgardens şampiyonlukları dışında hiçbir takım iki kez üstüste şampiyon olamıyor. Göteborg'lu Tobias Hysen ve GAIS takımından Brezilyalı Wanderson do Carmo 18 golle krallığı paylaştılar. İsveç futbolunun önemli takımlarından 2001 şampiyonu Hammarby ise ligin son sırasını alarak Örgryte ile birlikte ikinci ligin yolunu tuttu. Mjallby AIF ve Atvidabergs FF ise Superettan'da ilk iki sırayı alarak 2010 sezonunda onların yerini almaya hak kazandılar.

Bu arada belirtelim AIK ve Göteborg 7 Kasımda İsveç Kupası finalinde de karşı karşıya gelecekler.

28 Eylül 2009 Pazartesi

TURA ÇIKANLAR 2009 part: I














Aslında 2009-10 sezonunun ilk şampiyonu (tabi onlara 2009 şampiyonu demek daha doğru zira ligleri tek bir yıl içinde düzenleniyor), İzlanda'dan çıktı geçtiğimiz hafta ve (elfçe bilmeyenler kendini kasmasın) Fimleikafélag Hafnarfjarðar takımı 2008'den sonra bir kez daha şampiyonluğa ulaştı. 1929 yılında kurulan takımın tarihinde 5 şampiyonluğu var ve tümü 2004 ve sonrasında gelmiş durumda. Kısacası İzlanda futbolunda ufak çapta bir hegemonya kurmuş durumdalar. Aynı dönem de 5 de İzlanda Kupası kazandılar. Dolayısıyla yazının asıl konusuna geçmeden önce, İzlanda Premier Ligi ya da yerel dildeki adıyla Úrvalsdeild karla'nın şampiyonuna da bir değinelim dedik. İzlanda'yı tanıtan bir yazıyı daha önce yazmıştık blogda. Ayrıntı için sizi oraya davet edelim.

Biz ise Norveç'e geçelim artık. İskandinavya turunda Norveç ile ilgili de bir yazı yazmıştık. Orada şöyle demişiz. ".....2007'de kupayı Brann Bergen devraldı. Geçtiğimiz yıl da Stabæk tarihindeki ilk şampiyonluğunu elde etti. Bu, aynı zamanda Rosenborg'un Premier Lig kurulduğundan beri ilk kez üstüste 2 yıl şampiyon olamamasının da yaşandığı yıl oldu". Arayı çok fazla uzun tutmadı Norveç'in kralları. Bu sene ligin üzerine kabus gibi çöktüler ve dün takipçileri Molde'yi deplasmanda 2-0 mağlup ederek, ligin bitimine 4 hafta kala puan farkını 17'ye çıkarıp şampiyonluklarını ilan ettiler. Şu ana kadar oynanan 26 maçta henüz yenilgi yüzü görmediler. 19 galibiyet ve 7 beraberlikleri var. Bu performans onların 1992 yılından itibaren yaptıkları patlamadaki (1992-2004 arası aralıksız 13 şampiyonluk) en iyi performans. İlk kez ligin bu kısmına mağlup olmadan gelebildiler. Takipçilerine attıkları en büyük puan farkı, 2003 sezonunda Bodo/Glimt'e attıkları 14 puanlık fark. Kısacası bu sezon son iki yıldaki suskunluklarının acısını çıkardılar. Kadroda, Bundesliga ve Premier Lig maceralarından sonra kuzeye dönen ve 15 golle şu anda ligin gol kralı durumunda olan İsveçli Rade Prica da bulunuyor.

















Takımın başında 2007-08 sezonunda Aalborg'u Danimarka şampiyonu yapan Erik Hamren var. 39 yaşındaki simge isim Roar Strand, 8 yıllık Premier Lig macerasından sonra evine dönen Steffen Iversen, Marek Sapara, 1,5 yıl önce ele aldığımız genç yetenek Per Ciiljan Skjelbred, kaleci Espen Johnsen takımın kozları.

Kapatırken not düşelim, Tippeligaen'in köklü takımlarından FC Lyn Oslo, şu an ligin dibinde ve küme düşme hattının üstünden 10 puan uzaklıkta. Bir mucize olmazsa ikinci lig Adeccoligaen'i boylayacak.

25 Mayıs 2009 Pazartesi

TURA ÇIKANLAR 2008-09 part: III

















Wolfsburg dışında 4 önemli futbol ülkesinde daha şampiyonu belli ettik bu hafta. İskoçya, Belçika, İsviçre ve Danimarka'da şampiyonlar belli oldu. Livescore.com sitesine girildiğinde ilk planda görülen ülkelerden şampiyonu belli olmayan tek ülke Fransa kaldı. Onu Le Foot bittiğinde aktaracak zaten. Orada da Bordeux'nun bu saatten sonra şampiyonluğu bırakacağını da pek sanmıyorum. Eric Gerets harika götürdüğü bir sezonu, Marsilya gibi kendi evinde oynadığı maçlarda dahi istikrarı sağlayamamış bir takımın hocası iken yaptığı "ayrılma" açıklaması ile berbat etti. Bununla ilgili en sağlam örnek de bereket hemen karşımızda. Feliz Magath, hemen hemen aynı günlerde sezon sonu takımdan ayrılacağını açıkladı ama tabi onun takımı 2 senedir belli bir iskelet ile oynayan, kendi evinde sezon bittiğinde 16 galibiyet 1 beraberlik gibi mükemmel bir performansa ulaşmış ve harika bir üçlüsü olan Wolfsburg olunca çok fazla sallanmadı.



















İskoçya'dan girelim. Glasgow Rangers 3 sezon aradan sonra Celtic'in serisine son vermeyi başardı. Bu lig sadece sadece Footbal Manager oynarken güzel geliyor bana artık. Old Firm derbisini izlerken bile artık zevk almamaya başladım. Şampiyonlukla ilgili bir kaç bilgi verip geçeceğim. 52. şampiyonluğu oldu bu Glasgow Rangers'ın. Celtic 42 şampiyonlukta. Walter Smith'in de Rangers'ın başındaki sekizinci şampiyonluğu. Sonuncusunu 12 yıl önce kazanmıştı. Üçüncü sıradaki Hearts'ın Rangers ile 27 puanlık bir farkı var. Yani İskoçya'da aynı tas aynı hamam.





















Belçika. Standard Liege 26 yıl ara verdikten sonra üstüste ikinci şampiyonluğunu kazandı. Anderlecht'i aynı puanda bitirdikleri sezonun ardından oynadıkları finalde 1-1 ve 1-0'lık skorlarla toplamda mağlup edip ipi göğüslediler. Romen (aslen Transilvanya'lı) teknik adam László Bölöni'nin Sporting Lizbon ile 2001-02 sezonunda yaptığı dubleden sonra ilk şampiyonluğu. Standard'ın da ufak bir "magisches dreieck"i var belirtmek lazım. Steven Defour, Axel Witsel ve Milan Jovanovic. Kaleci Sinan Bolat'a da dikkat çekmek lazım. 21 yaşındaki kaleci yurt dışında şampiyonluk yaşayan en genç Türk oyuncularından oldu. Milli takım için güzel bir kazanç olacaktır. Eski Galatasaray'lı Mohammed Sarr'ın da kadroda olduğunu belirtelim. Club Brugge ise 4 yıldır Anderlecht ve Standard Liege'i izliyor.


















İsviçre'ye gelelim. 25 yıl bekledikten sonra açılan bir başka kulüp daha var. FC Zurich. Iulian Filipescu 2005-06 sezonunun son haftasında lider Basel deplasmanının 93. dakikasında skoru 2-1'e getirip Zurich'e şampiyonluğu getirdiğinde İsviçre'de yeni bir devri açmış oldu. Takım sonraki 4 yılda 3 kez ipi göğüsledi. Son 6 şampiyonluğun üçü FC Zurich'de üçü FC Basel'de. Grasshoppers 2002-03 sezonundan beri nal topluyor. Eren Derdiyok da büyük ihtimallle Basel'deki son sezonunun geçirdi. Bayer Leverkusen'e doğru yol alacak büyük bir sürpriz olmazsa ve gelecek yıl Stefan Kießling'in partneri olacak.

Danimarka ile kapatalım. FC Copenhagen 2000 yılından bu yana altıncı kez zirveye çıktı ve ligi duble ile kapattı. Kariyerinin sonuna yaklaşırken ülkesine dönen Jesper Grønkjær için güzel bir hediye. İlk şampiyonluğunu 1992-93 yılında elde eden kulüp 16 yıl içinde 7. kez mutlu sona ulaştı. Zaten 1991'de halen Danimarka'da 15 şampiyonlukla en çok şampiyonluk kazanan takım unvanını elinde bulunduran Kjøbenhavns Boldklub ile birleşerek kuruldular. Brondby ise 10 şampiyonlukta.

Kapatmadan bir not düşelim. Geçen hafta ele aldığımız Dan Petrescu'nun takımı FC Unirea Urziceni, ligin bitimine 2 hafta kala liderliği ele geçirdi. Koltuğu, zirvedeki Dinamo Bükreş'i 1-0 mağlup ederek devraldılar. Tarihlerindeki ilk şampiyonluk artık daha yakın.

18 Mayıs 2009 Pazartesi

TURA ÇIKANLAR 2008-09 part: II


















15-17 Mayıs haftası Avrupa'da bir çok düğümün çözüldüğü hafta oldu itiraf edelim. Büyük liglerin birkaçında şampiyon belli olurken, belli olmayanlarınkinde de büyük bir yol kat edildi, hepsini tek tek ele almak zaten şampiyonluk haberlerini çoktan aldığınız için abes olacağından genel bir bakış yapıp, varsa ayrıntılı bilgiler verelim.

İngiltere ile başlayalım ve kısaca geçelim. Manchester United 1998-2001 döneminden sonra ikinci kez üstüste 3 kez şampiyonluğu kucakladı.Aslında 1994-95'te Blackburn onlara engel olmasa bugün 5 kez üstüste şampiyon olmuş bir takım olacaklardı. Gelecek sene bir ilki başarmak için mücadele edecekler. Üstüste dördüncü şampiyonluk. Ama 10 gün sonra, çok beklemeden bir başka ilki başarabilirler. İngiliz futbol tarihinde üstüste hem İngiltere Ligi'ni hem de Avrupa Şampiyonluğu'nu kazanan hiçbir takım yok. Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nı bugüne kadar üstüste iki kez kazanan 2 İngiliz takımı var. Liverpool ve Nottingham Forest. 1976-80 arası sırayla ikişer kez şampiyon oldular. Ama Liverpool 1978'de kupayı ikinci kez alırken İngiltere'de Nottingham Forest şampiyonluğa ulaştı. İlginç şekilde 1979 ve 1980'de de Nottingham Forest Avrupa şampiyonu olurken lig şampiyonluğu Liverpool'a gitti. İki takım birbirlerinin yoluna taş koydular bir ilk için. Şimdi United'ın önünde buna taş koyacak hiçbir İngiliz takımı yok. Bir İspanyol takımı var. Hep söyledik yine tekrarlayalım. Sir Alex Ferguson'un 68 yaşında iken ve bir efsane yaratmışken, FA Cup 3. tur maçında Torquay United'a karşı atılan beşinci gole bile 10 yaşında bir çocuk gibi sevinmesi işin sırrıdır aslında. Hep merak etmişimdir bu motivasyonu nereden bulur diye. Cumartesi kupayı aldığı gün "gelecek sene bunu tekrarlamalıyız, o zaman bir anlamı olacak" derkenki "hiçbir zaman başarıya doymayan" karakterini açıklayacak kelime bulamıyorum.

İtalya. İnter'in şampiyonluğu ile ilgili pek söylenecek söz yok, Juventus'un ikinci lige düşürüldüğü sezondan beri İtalya'da 1 büyük var. Mourinho artık gelecek sezon Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuna gözünü dikecektir. Ancak beni başka merak ettiğim bir şey var. Mourinho Porto'ya gittiği ilk sezonda Portekiz, Chelsea'ye gittiği ilk sezonda Premier Lig, Inter'e gittiği ilk sezonda da Serie A şampiyonlukları kazandı. Futbol tarihinde çalıştırdığı tüm takımlarla ilk sezonunda şampiyonluk kazanan teknik adam rekoru nedir bilemiyorum, araştırırız. Ama Portekizliye hakkını vermek lazım. Şampiyon takımları alıp çalıştırmak zordur. Serie A'da işin altından başarıyla kalktı belirtmek lazım. Sene içerisinde ESPN'e verdiği röportaj onun gelecek sene Avrupa'da yürümeyi hedef olarak seçtiğini çok açık olarak gösteriyor. Bu kısmı da hep belirttik blogda, Mourinho önemli bir çoğunluğa antipatik gelen bir adam ama ben oyuncu yönetimi ve özellikle de doğru mevkiye doğru adamı seçme konusunda çok önemli bir deha olduğunu düşünüyorum. Genç oyunculara güvenme konusunda bir eksi puanı var gözümde. Santon denemesi ile bunu hafiften kapattı gibi.



















İspanya. Guardiola'nın rüya takımı, rüya sezonu inanması zor ama 10 gün içinde kupasız kapatabilirdi ve kaderi "üçleme" hedefleyen Hamburg gibi olabilirdi. Iniesta'nın golü Chelea maçı için değil, aslında bu yüzden "futbol ilahlarının isteği"dir. Şimdi elde İspanya dublesi varken Roma'ya gidiyorlar. Bu çok önemli bir güçtür. Chelsea maçı serisinde belirtmiştim, Guardiola her 2 maçta da önemli taktik hatalar yapmasına rağmen kariyerinin başında bu derece büyük bir işi başarması açısından takdir edilmeli. Bazen teknik direktörlük (Real Madrid, Barcelona, Milan gibi takımlarda), 11 tane oyuncuyla iyi ilişki kurup, sadece herkesi en fazla verim vereceği yerde oynatmaktan ibaret olabilir. Pep'in yaptığı da budur. Barcelona B ile kazandığı şampiyonluğun ardından buraya ulaşabilmesi de önemli. Tabi bu işte kendisine yardımcı olan ve bana göre 10 gün onra Roma'da kupayı kaldırması halinde Ballon d'Or ve FIFA yılın futbolcuu ödülünü 6 ay önceden garantileyecek olan Arjantin'li küçük adamdan da bir hayli yardım aldı. Lionel Messi Barca tarihinin en üretken 3 oyuncusu arasına girdi bu sezonki müthiş performansı ile. 37 golü var halen (23 La Liga, 6 Copa del Rey ve 8 ŞL olmak üzere)

Fransa ve Almanya'yı birlikte ele alacağım çünkü işler daha bitmedi.Fransa'yı Le Foot ayrıntılı olarak ele alacaktır elbet. Ama hafta başlarken ülkelerinin zirvesini işgal eden 2 takımın da hocasının kısa süre önce sezon sonu takımdan ayrılacağını açıklamasının ardından aralarındaki farkın görülmesi çok önemli. Magath açıklamayı yaptığında takımı 3 puan öndeydi, şimdi 2 puan önde ve son haftaya kendi evinde giriyor. Gerets'in takımı ise 2 puan öndeydi, şimdi 3 puan geride. Hep söylediğim gibi, Eric Gerets vasatın üstünde bir teknik adam kabul ediyorum ama şu yaptığı hamle hatasının üzerine takımı toparlayamaması kariyerine çok önemli bir eksi puan olarak yazılmalıdır. Çok irdelemeden Le Foot'a atıyorum topu. Ben Hannover 96-Wolfsburg maçından sonra birkaç ay sonraki Bosna-Hersek maçını ciddi ciddi düşünmeye başladım. Dzeko-İbisevic ve arkalarındaki Misimovic Gökhan Zan-İbrahim Toraman gibi bir ikiliyi (en kibar ifadeyle) çok zor durumlara sokacaktır. Özellikle Wolfsburg'lu ikilinin kariyerlerinin en iyi döneminde karşılarına çıkacağız. Dzeko-Grafite ikilisi gol krallığı yarışında birbirlerini zorluyorlar artık. Tabi bu yarışmacı kişilik de kulüp rekorlarını kırıyor da kırıyor. Cumartesi günü kulüp tarihinin en büyük deplasman galibiyetini aldılar.

Tarih Rakip Sonuç
16-05-2009 Hannover 96 0-5
14-10-2001 1. FC Köln 0-4
08-04-2000 VfB Stuttgart 2-5
21-03-2009 Arminia Bielefeld 0-3
14-10-2000 SpVgg Unterhaching 0-3




















Avusturya'ya geçelim. Redbull Salzburg Avusturya şampiyonluğuna imza attı ve Red Bull'un 2 senedir Avrupa'da Salzburg, ABD'de New York kentine yatırdığı paralar sonunda meyvesini verdi. Rapid Wien'in bu hafta mağlup olması ile ligin bitimine 2 maç kala puan farkını 7 yapıp turu attılar. Ancak geçtiğimiz sezon sonu olduğu gibi yine bir hoca değişikliği olacak. Ancak hocanı milliyetinde bir değişme yok. Co Adriaanse görevden ayrılırken, Huub Stevens koltuğa oturacak. Stevens'ın da son 3 sezonda Hamburg-PSV-Redbull Salzburg şeklinde hafiften aşağı inen kariyeri dikkat çekici. Bu gidişin sonraki adımı Arap yarımadasıdır genelde.

İskoçya'da Rangers geçen hafta bıraktığı liderliği bu hafta geri aldı. Hibernian'ın 2 hafta üstüte Glasgow takımlarına aldığı 2 beraberlik liderliğin gidip gelmesine sebep oldu. Ranger 2 puan farkla liderlik koltuğunda. Son hafta Dundee United deplasmanında gidiyorlar. Celtic ise Celtic Park'ta Hearts'ı konuk ediyor. Rangers'a beraberlik yaramıyor ve mutlak surette kazanmak zorundalar. Gelecek hafta İskoçya'da son haftada gelenek olduğu üzere kupayı taşıyan helikopter Dundee ve Glasgow arasında mekik dokuyacaktır yine.

Belçika ile devam edelim. 74 puanda girmişti Anderlecht ve Standard Liege son haftaya. Sırasıyla Genk ve Gent deplasmanlarında kazandılar. Belçika'da 2 takım ligi eşit puanda ve eşit galibiyet sayısında bitirirse lig sonunda şampiyonu belirleyecek çift ayaklı 2 maç yapıyorlar. Maçlar bu hafta 21 ve 24 mayıs tarihlerinde. Önce Brüksel sonra Liege'de. Aslında ligi ilk sırada bitiren takım olarak Anderlecht'in ikinci maç saha avantajı olması daha mantıklı olurdu ama. Not düşelim geçen haftaki Jovanovic hadisesinden sonra bu hafta Liege'in penaltısını esas penaltıcı Axel Witsel kullandı.

veya Hollanda'yla kapatalım. Müthiş bir Hollanda Kupası finali vardı dün De Kuip'te. Heerenveen futbolcuların uzatma dakikalarının sonunda yürümekte bile zorlandığı maçı Twente karşısında penaltılarla kazanarak kulüp tarihinin ilk kupa zaferine imza attı. Maç sonunda takımın bir numaralı penaltıcısı Daniel Pranjic öyle yorulmuştu ki (hafif de sakatlığı vardı) penaltı kullanmadı. Steve McClaren çok iyi götürdüğü sezonu lig ve kupa ikincilikleri ile kapatmış oldu. Vereceğimiz son haber AZ tarafında, Louis Van Gaal'den boşalan koltuğa Ronald Koeman getirildi.

25 Mart 2009 Çarşamba

TURA ÇIKANLAR 2008-09 part: I


Aslında bu yazıyı blogun Atina ateşesi mafalda yazacaktı ama kendisine 2-3 gündür ulaşamıyoruz. 2 ihtimal var, ya şampiyonluk sonrası etrafta kutlama yapan Olympiakos'lu taraftarlara sarı siyah peleriniyle saldırıp birkaçını telef edip hapse düştü, ya da bir süredir bahsettiği Lizbon tatiline çıktı. İkincisi ise isabet olmuş bir AEK'lı olarak kırmızı-beyaz kutlamaları görmedi. Ben de daha fazla beklemeden bir şeyler karalayayayım dedim, artık o döndüğünde sezonun ve Yunan futbolunun geleceğinin analiz edildiği bir yazıyı kaleme alır. Neyse uzatmayalım takım geçtiğimiz pazar günü deplasmanda Panionios'u 3-2 mağlup etti, Panathinaikos ise Asteras Tripolis deplasmanından 1-1'lik beraberlikle dönünce ligin bitimine 3 hafta kala farkı 11 puana çıkardı ve üstüste beşinci, son oniki yıldaki onbirinci şampiyonluğunu ilan etti. Mart ayının ortasında şampiyon belirledik Yunan Ligi sayesinde, modern futbolda bunun rekoru nedir bilmiyorum. Üstüste 12 kez şampiyon olma gibi muazzam bir rekora imza atacaklardı ama 2004 yılında şampiyon olan Panathinaikos bunu önledi. Yoksa halleri haraptı. Hoş şimdi çokmu iyi? Değil. Toplam 37 şampiyonluğu var Olympiakos'un. Pana ise 19 sayısında. Belirtelim kupa 21 yıldır Atina bölgesinin 3 takımı Atina takımları AEK, Panathinaikos ve Pire takımı Olympiakos arasında gidip geliyor. 1988-89 yılında Larissa ipi göğüslemişti ve halen bunu başaran son takım durumundalar. Zaten Yunan Ligi'ndeki toplam 73 şampiyonluğun 67'si Atina'da. Sadece 6 kez dışarı çıkmış. Birisi yukarıdaki Larissa, 3 kez Aris 2 kez de PAOK olmak üzere 5 kez de Selanik'e gitmiş kupa.

Bundan sonraki mücadele Şampiyonlar Ligi'ne katılacak ikinci takımı ve düşecek takımları belirlemek için yapılan play-off mücadelelerinde olacak. 2, 3, 4, ve 5. sıradaki takımlar birbirleriyle deplasmanlı 2 maç oynayarak karşı karşıya gelecekler.

Henk Ten Cate'nın takımı gelecek sene bir şeyleri değiştirir mi? Zor görünüyor. Hatta görevde kalır mı, onu dahi bilemiyorum. Zira takım son 10 yılda o kadar çok teknik adam değişikliğine gitti ki göreve gelen bir ismin koltukta oturma süresi ortalama 1 yıl neredeyse. İlginç olan bu Olympiakos hegemonyasında Panathinaikos'un Avrupa'da rakibiyle kıyaslanamayacak kadar büyük başarı göstermesi. Mafalda Olympiakos'u Fenerbahçe'ye, Galatasaray'ı Panathinaikos'a benzetir bu yüzden, harcanan para-Avrupa başarısı değişkenlerini baz alarak. Tabi belirtelim bu sadece Avrupa arenasındaki performans için geçerli, ligde Galatasaray Panathinaikos kadar ümitsiz durumda değildi son 10 senede. Olympiakos'un bu başarısında maddi gücün çok büyük önemi var. Başkan Socratis Kokkalis Forbes Dünyanın En Zengin 500 adamı listesinde yer alıyor. 1.2 milyar dolarlık bir servete sahip. Konu ile ilgili ayrıntıyı ve daha geniş araştırmayı dediğimiz gibi yazarımızı bulabilirsek aktaracağız.

23 Mayıs 2008 Cuma

TURA ÇIKANLAR 2007-08 part: VII



19 Mayıs günü "Avrupa'da şampiyonluk turları sonra erdi" yazmıştık ama yüksek toprakların insanlarını unutmuşuz tabi. İskoçya'da şampiyon bu hafta belli oldu, daha doğrusu dün akşam. Old Firm'ün iki tarafı son haftaya eşit puanda girdiler. Celtic'in +4 bir averaj üstünlüğü vardı. İki takım New Firm takımlarının deplasmanlarına gittiler. Celtic Dundee United, Rangers ise Aberdeen deplasmanına. Averaj hesaplarına gerek kalmadı. Aberdeen Pittodrie'de Rangers'ı 2-0 ile tokatlayıp Celtic 1-0 kazanınca helikopter Tannadice Park'a indi. İskoçya'da son haftaya eğer takımlar eşit puanda giriyorsa bir helikopter maç skorlarının gidişine göre havalanıp avantajlı takımın oynadığı stada doğru yaklaşıyor. Bu yüzden tarihte 1-2 kez helikopterin yolundan dönüp diğer stada gitmişliği var. Bu sefer öyle olmadı.



Rangers böylece sezonun sonundaki iki finish düzlüğünde de ikincilikle yetindi. Önce Zenit sonra ezeli rakipleri darbeyi vurdular. Halbuki çok değil 5-6 hafta önce 8 puanlık bir üstünlükleri vardı. Son 9 lig maçının ancak 3 tanesini kazanabildiler ve bu dönemde Celtic'e 2 kez mağlup oldular. Walter Smith bavulunu toplamaya hazırlanabilir. Gordon Strachan'ın da aynen Martin O'Neill gibi İskoçya stajından sıkılıp güneye kayması bekleniyor. Celtic üstüste 3.toplamda 42. şampiyonluğunu kazanarak Rangers ile arasındaki farkı 9 şampiyonluğa indirdi. Şampiyonluk da Rod Stewart'a armağan olsun.

Tura çıkanlar

19 Mayıs 2008 Pazartesi

TURA ÇIKANLAR 2007-08 part: VI




Slavia Prag Çek Cumhuriyeti'nde olağanüstü bir şampiyonluğa imza attı. Çok değil 15 gün önce ezeli rakipleri Sparta Prag, Çek Cumhuriyeti'nde şampiyonluğu garantileyebileceği bir maça çıkıyordu. Zira Slavia Prag'ın 4 puan önünde son 3 haftaya girdiler. Ama o hafta kendi evlerinde Brno'ya 2-0 mağlup oldular. Ertesi hafta yine kendi evlerinde aynı amaçla sahaya çıktılar, bu sefer de Banik Ostrava'ya 2-1 mağlup oldular. Slavia ise o dönemde Sigma Olomouc ve Mlada Boleslav'ı mağlup edip liderliğe oturdu. Dün Jablonec ile kendi evlerinde berabere kaldılar ama Sparta deplasmanda Slovan Liberec'e 4-3 mağlup olunca 13 yıl sonra şampiyon oldular. Çekoslovakya dönemini sayarsak bu toplamda 16. şampiyonlukları. Şampiyonluk mücadelesinde son 3 haftaya 4 puan önde girdiğiniz bir ligde maçların hepsini kaybederek (hem de ikisi kendi evinizde) ikincilikle yetiniyorsunuz. Bir kez daha kanıtlanmıştır. "It ain't over, till it's over"



Fransa'da Lyon 7. kez üstüste şampiyon oldu. 10 sene öncenin şampiyonu Lens ise 2. lige gitti. Toulouse ve PSG ise son hafta paçayı kurtardılar. Son haftanın Lyon'la beraber en kârlı takımı ise Marsilya oldu. Nancy üçüncü sıraya girdiği haftada kendi evinde Rennes'e 3-2 kaybedince ve Marsilya kendi evinde 3-2 mağlup götürdüğü Strasbourg maçını 4-3 kazanınca üçüncü Şampiyonlar Ligi biletini Eric Gerets almış oldu. 2006'dan sonra Gerets'in bir başka son hafta volesi olmuş oldu böylece. Bu son hafta, gelecek sene takımdaki yerini sağlamlaştırmıştır kesinlikle. 15. sırada bir takım aldığı unutulmamalı.



Inter'i sona attık ama aslında heyecan dolu bir son düzlük oldu. Daha doğrusu düzlüğün havası heyecan doluydu ama içeriği pek değil. Inter Roma'nın 1 puan önünde girdiği son haftada çok zorlanmadan kazandı, Parma deplasmanında. Üstüste 2. şampiyonluklarını aldılar. Zlatan Ibrahimovic sonradan oyuna girip attığı 2 golle Inter'e şampiyonluğu getirdi ve daha da önemlisi Euro 2008 öncesi "İsveç'te ben varken, 2 kere düşünün" mesajı verdi. Parma da bu sonuçla Serie B'ye gitti. 90'lı yıllarda 3 Avrupa Kupası kaldırmış bir takım için hazin bir son. Maç sonu Inter taraftarlarının sahaya girmesi ile orta yuvarlakta, yağmur nedeni ile oluşan su birikintilerinden birinde öpüşüp koklaşan bir çift gördüm. Şampiyonluğun en güzel karesiydi bana sorarsanız.

Böylece Avrupa'da şampiyonluk turları da sona ermiş oldu. Yarından itibaren sadece 20 gün kalan Euro 2008 için geri sayıma başlayacağız. Bu şampiyonluk serilerinden hala Romanya'da CFR Cluj'un ve Çek Cumhuriyeti'nde bu haftaki Slavia Prag şampiyonluklarının en anlamlıları olduğunu düşünüyorum.

12 Mayıs 2008 Pazartesi

TURA ÇIKANLAR 2007-08 part: V



Galatasaray tura çıktı. Birçok şey konuşulacak bu şampiyonluğun üzerine medyada dolaşan. Teknik direktörsüzlük, yabancısız onbirler gibi. Yabancı oyuncu olmadan sezonun kritik haftalarını oynamak aslında dikkate alınacak bir davranış. Düşünün bugünün futbolunda İngilitere veya İtalya'da bir takım tamamen İngiliz ya da İtalyan bir onbirle şampiyon olsa ne olur. İngilizlerin geleneklerine bağlılığını biliyoruz. Ömür boyu konuşurlar. Üzerine kitaplar yazılır. Dolayısıyla bu tarafı da konuşulacak ama şampiyonluğa giden mutlak formül olarak değil. Bu kadronun Avrupa'daki ilk ciddi maçta Almanya'nın UEFA Kupası temsilcisinden kaç gol yediğini gördük (tabi bunda biraz tecrübenin de farkı var). Aslında başarıya giden formül olarak Galatasaray'dan örnek alınması gereken şey geçen hafta yazdığım "caretaker ve Cevat Güler hadisesi" ile takım koçlarının önemi. Yani bizdeki yaygın tabir ile ikinci adamların. Galatasaray'da 1 tane değil 4 tane ikinci adam vardı nerede ise Adnan Sezgin'i de sayarsak. Yani takımı birden fazla beyin kuruyordu. Herkesin söz söyleme hakkı olduğundan bir çok fikir bir araya geldi ve itiraf edelim sezon başından beri ilk defa son 6 haftada Galatasaray oyuncu değişiklerinin tümünü neredeyse doğru yaptı. Çünkü herkes farklı bir bakış açısıyla olaya bakıyor ve ortak doğru bulunuyordu. Bu takımı Cevat Güler tek başına hiç bir beyin fırtınası yapmadan kursa idi hedefe ulaşır mıydı şüpheliyim. Bu yüzden bu şampiyonluk aslında hocasızlığın değil birden fazla hocanın da yararının bir kanıtıdır aslında. Şampiyonlukta pay sahibi çok oyuncu var ama Servet Çetin ve Mehmet Topal'ı bir kenara ayırmak lazım. Bizde yaygın laftır, "sezon başındaki fromunu devam ettiremedi". Bunu 34 hafta boyunca kimseye söyletmedi bu iki oyuncu. Gösterdikleri performans tek kelime ile muhteşem başka tanımı olamaz. Ama üzüntüm bunlardan birisinin 1 ay sonra milli takımda oynamasının zor göründüğü (iyileşecektir diye tahmin ediyorum), diğerinin de mevkisindeki rakibinin kendisiyle beraber Türkiye'nin 3 yıldır en istikrarlı adamı olan Marco Aurelio olması ve belki de yedek kalacak olması.



Real Madrid'in 1992 ve 1993 yılında Tenerife ile yaşadığı darbeyi (her iki sezon son maçta Tenerife'e mağlup olarak şampiyonluğu Barcelona'ya vermişlerdi) aynı şekilde İsviçre'de son 2 senedir Basel yaşıyordu. Şampiyonluğu son hafta kaybediyorlardı. İşin gerçeği 2 sene önce Zurich'in deplasmana gelip Basel'i mağlup edip şampiyon olmasından sonra çıkan olaylar yine olabilirdi. Zira tablo aynıydı cumartesi günü. Basel'e beraberlik yetiyordu ve ikinci Young Boys Bern ile oynuyorlardı. Bern kazanrsa şampiyon olacaktı ama Basel çekirgeyi üçüncü defa sıçratmadı. 2-0 kazanıp tarihlerindeki 12. şampiyonluğu kazandılar. Şampiyonlukta İsviçre milli takımının yeni yıldızı Eren Derdiyok'un payı büyük.



Kıbrıs'ta Anorthosis Famagusta namağlup şampiyon oldu. Bu onların 13. şampiyonluğu. İkinci Apoel'i 3-0 mağlup edip bu unvanı aldılar. Takımın başında Newcastle United'da da bir süre forma giyen Kıbrıs halkının sevgilisi Temuri Ketsbaia var.

Çek Cumhuriyeti'nde işler karışık. Sparta Prag 3 hafta önce 5 puan farkla öndeydi. Hatta geçtiğimiz hafta şampiyonluğu garantileyebilirdi. Bu hafta kendi evinde Banik Ostrava'ya 2-1 mağlup olunca zirveyi ezeli rakibi Slavia Prag'a bıraktı. Slavia son hafta içeride kazanırsa ülkede son yılların en mucizevi şampiyonluklarından birine imza atacak.

Tura çıkanlar

8 Mayıs 2008 Perşembe

TURA ÇIKANLAR 2007-08 part: IV



Avrupa'da yılın şampiyonluğu bu sezonun devre arasında dikkat çektiğimiz gibi Romanya'dan çıktı. CFR Cluj 101. yılında tarihinde ilk kez Romanya Ligi şampiyonu oldu. Dün Cluj-Napoca derbisinde, ligin son haftasında deplasmanda Universitatea Cluj'u penaltı golü ile 1-0 mağlup ederek Steaua Bükreş'in önünde şampiyonluklarını kazandılar. Şampiyonluk kupası 17 yıl sonra Bükreş kentinin dışına çıkmış oldu. Linkteki yazıyı okuduğunuzda da göreceksiniz bu belki de Avrupa Ligleri'nde bir pilot takımın kazandığı en anlamlı şampiyonluk ve son 3 sezonki dereceler göz önüne alındığında (sırası ile 11., 5. ve 3. sıralar) "ben geliyorum" diyen bir şampiyonluk. Cluj gelecek sene Şampiyonlar Ligi'ne otomatikman grup müsabakaları seviyesinden katılacak.

5 Mayıs 2008 Pazartesi

TURA ÇIKANLAR 2007-08 part: III



Galactico İspanya Ligi'nde 31. şampiyonluğunu ilan etti. Osasuna önünde 87. dakikaya 1-0 yenik girdikleri maçı Robben ve Higuain'in son 4 dakikadaki 2 golüyle kazanıp 3 hafta kala Villarreal ile olan farkı 10 puanda sabit tutarak işi bitirdiler. Haftaya Barcelona maçına şezlonglarla gidilir tahminim. Asıl kavga aşağıda. Osasuna son dakikalarda yediği bu şok 2 golle küme düşme hattının kapısına dayandı. Levante ve Murcia çoktan Segunda'yı garantilediler ama üçüncü takım halen belli değil ve son haftaya kadar da belli olacak gibi görünmüyor. Sezonun efsanesi olmanın kıyısından dönen Getafe bile küme düşme hattının sadece 2 puan üstünde. Zaragoza, Valladolid ve doğal olarak Valencia tehlikeyi hisseden diğer ekipler. Ronald Koeman öyle bir enkaza döndürmüş ki takımı bıraktıktan sonra da Valencia iflah olmadı. Barca'dan 6 yediler. Kısacası Valen6ia oldular. Segunda'da Numancia, Primera vizesini aldı gibi. 6 hafta kala, yükselme hattının 12 puan üstündeler. Malaga, Sporting Gijon ve Real Sociedad üçlüsü arasında son 2 vizenin kavgası olacak.



21. kez şampiyon oldu Bayern Bundesliga'da. Wolfsburg deplasmanında golsüz berabere kalarak ligin bitimine 3 hafta kala Werder Bremen'in 10 puan önünde şampiyonluğunu ilan etti. Tabi hafta içi Zenith maçında uğradıkları bozgun sebebiyle kutlamalar ne kadar coşkulu geçmiştir bilinmez. Ottmar Hitzfeld Bayern Munich'le beşinci tüm kariyerindeki dokuzuncu lig şampiyonluğuna ulaşarak görevi Jurgen Klinsmann'a bırakıyor. Kendis ide ilk 2 şampiyonluğunu yaşadığı Grasshoppers'ın ülkesi İsviçre'nin başına geçiyor. Bundesliga'da Hansa Rostock, Nurnberg ve Duisburg büyük bir ihtimalle ligden düşen 3 takım olacaklar. Ufak da olsa Duisburg'un düşme hattının 3 puan üstüyle farkı kapatma şansı var. 2.ligde ise Borussia Mönchengladbach en yakın rakibinin 5 puan önünde Bundesliga yolunu tutmak üzere. Mainz 05, Christoph Daum ve Ümit Özat'ın takımı FC Köln, Hoffenheim ve Freiburg arasında diğer 2 bilet için büyük bir çekişme var.

Gürcistan'da Dinamo Tiflis 13. kez şampiyon oldu. Yahu zaten Gürcistan ligi kaç yıllık diyeceksiniz. 19 yıllık. Takımın başında Çekleri 1996 yılında Avrupa Şampiyonası'nın finalisti yapan Dusan Uhrin var. Malta Ligi'nde de Valletta FC 19. şampiyonluğuna ulaştı.





Tura çıkanlar-2
Tura çıkanlar-1

21 Nisan 2008 Pazartesi

TURA ÇIKANLAR 2007-08 part: II



Avrupa'nın ufak çaplı liglerinden sonra, orta ölçekli liglerinde de şampiyonlar belli olmaya başladı. Hollanda'yı zaten belirttik.

Belçika'da 25 yıl sonra bir tarih yazıldı. "Kedi adam" Michel Preud'homme'un öğrencileri Belçika Şampiyonluğu'nu 25 yıl sonra Liege'e getirdiler. Standard dün ligdeki en yakın takipçisi Anderlecht'i 2-0 mağlup ederek ligin bitimine 3 hafta kala tarihindeki 9. şampiyonluğunu ilan etti. Belçika'nın en iyi taraftar grubu "Standard Ultras" da rüyalarına kavuşmuş oldu. Bu konuyu araştırmak lazım ama Standard Liege dünya üzerinde ülkenin en yüksek futbol şampiyonasında şampiyon olup en genç kaptana sahip takım olabilir. Takım kaptanı Steven Defour geçtiğimiz salı 20 yaşına girdi. Maç öncesi de ligin en değerli oyuncusu ödülünü Zinedine Zidane'ın elinden aldı.



Yunanistan'da Olympiakos 2 puan farkla şampiyon. AEK'ya üzülüyor insan. Yıllardır ucuna getirip son adımı atamıyorlar. Son şampiyonlukları 14 sene önce geldi. Olympiakos ilginç bir efsaneye imza atıyor her sene. 1987 yılında elde ettikleri şampiyonluktan sonra tam 10 yıl şampiyonluk yüzü göremediler. 10 yıl sonra 1997'de ipi göğüslediklerinde ise muazzam bir seri başlattılar. O tarihten bugüne 12 sezonda 11 şampiyonluk. Panathinaikos sadece 2003-2004 yılında şampiyon olabildi. Bu ayrıca üstüste dördüncü şampiyonlukları demek oluyor. Bu arada son haftada harika bir de maç vardı. Larisa kendi evinde PAOK karşısında 42. dakikada 3-0 yenik duruma düştüğü maçı Tümer Metin'in de 1 gol attığı maçta 4-3 kazandı. Atromitos, Veroia, Apollon K. küme düşerken 2,3,4, ve 5. sıralardaki takımlar (AEK, Panathinaikos, Aris, Panionios) Şampiyonlar Ligi play-off'una kaldılar. Tabi belirtmek lazım, yarın Uluslararası Spor Mahkemesi CAS'ın kararını bekleyecek. Olympiakos 3 puan silinmesi kararıyla karşı karşıya kalabilir. O zaman bu yazdıklarımızın hepsi boşa gidebilir.



Avusturya Bundesliga'da Rapid, Trapattoni'ye verdikleri 7-0'lık iyi yolculuklar hediyesinin ardından, bugün de hakederek şampiyonluğu kucakladı. Altach'ı 3-0 yenip şampiyon oldular. Avusturya Ligi'ne göre oldukça üst düzey ve pahalı bir kadro ile mücadele eden Red Bull Salzburg'da sanırım bu seneden sonra ciddi değişiklikler olur. Ligin gol krallığı listesinde 1 hafta kala eski Bayern Munich'li Aleksandr Zickler 13 golle lider.



Polonya'da Wisla Krakow 3 yıl aradan sonra tarihindeki 11. şampiyonluğa ulaştı. Pawel ve Piotr Brozek kardeşlerin sürüklediği Wisla ligin bitmesine 4 hafta kala Krakow derbisinde Cracovia Krakow'u 2-1 mağlup ederek 17 puanlık bir farka ulaştı ve Ekstraklasa'da şampiyonluğunu ilan etti.

14 Nisan 2008 Pazartesi

TURA ÇIKANLAR 2007-08 part: I



Hırvatistan, İsrail, Kıbrıs ve Galler'de şampiyonlar belli oldu. Hırvatistan'da Dinamo Zagreb ezeli rakibi Hajduk Split'i 1-0 mağlup ederek üstüste 3., toplamda 10., Yugoslavya dönemini de sayarsak 14. şampiyonluğa ulaştı. Hırvatistan Ligi'nin kurulduğu1992 yılından beri 17 şampiyonluğun 10'unu kazanmış oldular. 6 şampiyonluk Hajduk Split'in, 1 şampiyonluk da NK Zagreb'in.Dinamo'yu bu başarıya götüren adam eski Hırvat milli takım oyuncusu Zvonimir Soldo.

İsrail'de ligin bitimine 5 hafta kala Beitar Jerusalem şampiyonluk kupasını kaldırdı. Bu da onların üstüste 2., toplamda 6. şampiyonluğu. İsrail'de Maccabi ve Hapoel ismi görmekten sıkılan bizleri iki senedir ihya ediyorlar. Devam etsinler. Bu arada İsrail 1. ve 2. Ligi'ndeki toplam 24 takımın 11 tanesinin ismi Hapoel, 6 tanesinin ismi Maccabi ile başlıyor. Yeri gelmişken belirtelim, Maccabi, İbranica "Maqabim", İngilizce "Maccabees" kelimesinden geliyor. Yunan uygarlığına baş kaldırarak M.Ö. 2. yüzyılda bağımsızlığını kazanan topluluk ve bu bağımsızlık hareketinin adı daha sonra İsrail takımlarının adı oluyor. "Hapoel" kelimesi ise İbranice "İşçi" anlamına geliyor.

Kıbrıs'a geçelim. Anorthosis Famagusta toplamda 13. şampiyonluğa ulaştı. Apoel'in 10 puan önünde şampiyonluklarını ilan ettiler. Son şampiyonluk Galler'den. 1896 yılında kurulan Llanelli tarihinde ilk kez Galler Premier Ligi şampiyonluğuna ulaştı. Böylece son 3 sezonun şampiyonu New Saints FC'nin de serisini kırmış oldular.